1. Allah’ın Görülmesi ve Arş: Ahmed b. Hanbel

(Ahmet b. Hanbel diyor ki) Onlara şöyle sorduk: Cennet ehlinin rablerine bakacaklarını niçin inkâr ettiniz? Onlar şöyle cevap verdiler: Hiç kimsenin rabbine bakmaya gücü yoktur. Çünkü kendisine bakılacak varlık, sınırlandırılmış (mahdud) ve vasıflandırılmış olur. Biz eşyayı ancak fiili ile bilebiliriz.

Bunun üzerine şöyle dedik: Allah: “(O gün öyle yüzler vardır ki..) Rablerine bakarlar” (Kur’ân 75: 23) buyurmuyor mu?

Onlar şöyle dediler: Onlar ancak Rablerinin mükâfatına bakarlar. Onlar Rablerinin fiil ve kudretine bakarlar. Kur’ân’dan bunun te’vili/yorumu şöyledir: “Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi?” (Kur’ân 25: 45). Ve ilave ettiler: Allah, Rablerine bakmazlar mı dediğinde, onlar Rablerini görmüyorlardır; burada mana şöyle olur: Rabbinin fi’lini görmedin mi?

Bunun üzerine şöyle deriz: Kullar, Allah’ın fiilini ezelî olarak göremezler. Bunun için şöyle buyuruldu: “O gün öyle yüzler vardır ki ışıl ışıl parlar ve Rablerine bakarlar.”…

Onlar: Allah dünyada ve ahirette görülmez, dediler ve Allah’ın müteşabih ayetlerinden biri olan şu ayeti okudular: “Gözler onu idrak edemez” (Kur’ân 6: 103). Gerçek şu ki, Hz. Peygamber, bu “Gözler onu idrak edemez” ayetinin manasını biliyordu ve: “Siz rabbinizi göreceksiniz” buyurdu. Allah Hz. Musa’ya niçin: “Ben görülmem” değil de, “Beni göremezsin” (Kur’ân 7: 143) dedi. Şimdi bu sözlerden hangisi tabi olunmaya layıktır: Hz. Peygamberin söylediği: “Siz Rabbinizi göreceksiniz” sözü mü, yoksa Cehmi’nin: “Rabbinizi göremezsiniz” sözü mü?..

Ahmet (b. Hanbel) şöyle dedi: Onlar Rablerine bakacaklardır; O’ndan başka ilah yoktur. Biz umarız ki Cehm ve onun taraftarları, Rablerine bakamazlardan olurlar!..

Onlara şöyle dedik: Allah’ın Arş üzerinde olduğunu niçin inkâr ettiniz? Şüphesiz Allah (cc) şöyle buyurdu: “Rahman Arş’a oturdu (istiva etti)” (Kur’ân 20: 5) ve yine: “Yeri ve gökleri altı günde yarattı ve Arş’a oturdu (istiva etti)” (Kur’ân 57: 4)…

Şöyle derler: Allah Arş’ta olduğu gibi yedi kat yerin altındadır da. O, Arş’tadır, göklerdedir, yerdedir. Ve her mekândadır. Hiçbir yer ondan hali değildir. Herhangi bir mekânın dışında bir mekânda değildir. (Delil olarak) şu ayeti okudular: “O yerde de gökte de (tek) Allah’tır” (Kur’ân 6: 3).

Ahmet b. Hanbel 1956. er-Redd ’ale’l-Cehmiyye ve’z-Zenadıka, Kahire, s. 28–29, 33.
Çeviren: Osman Karadeniz