1. Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Muâz b. Cebel ve Hz. Ömer’in İslam Toplumu Sorunları Üzerine Mektupları

Hz. Ömer halife olunca Ebû Ubeyde b. Cerrâh ve Muâz b. Cebel ona şu mektubu gönderdiler:

Allah’ın selâmı üzerine olsun. Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah’a hamd ederiz. Biz senin sorumluluk bilincine sahip olduğunu bilmekle beraber sana bazı tavsiyelerde bulunacağız: Ey Ömer! Sen halife olarak Ümmet-i Muhammed’in kırmızı [derilisinin] de siyah [derilisinin] de sorumluluğunu üstlenmiş bulunuyorsun. Senin huzuruna dost da düşman da, şerefli ve sıradan insanlar da, zayıf ve güçlüler de çıkabilir. Bunlardan her birine adaletle hükmetmelisin. Böyle bir durumda nasıl hareket edeceğini düşün. Sana, bütün sırların ortaya döküleceği, bütün gizliliklerin açığa çıkarılacağı, bütün insanların mutlak hükümdar ve kahhar olan Allah’a boyun eğip hükmünü beklediği, cezasından korkup rahmetini umduğu kıyamet gününü hatırlatıyoruz. Bize ulaşan haberlere göre bu ümmet içerisinde görünüşte kardeş, aslında birbirine düşman olan insanlar ortaya çıkacaktır. Biz mektubumuzun yanlış anlaşılmasından Allah’a sığınırız. Biz bu mektubu içimizden gelen bir nasihat düşüncesiyle yazdık. Allah’ın selâmı, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.

Hz. Ömer, Ebû Ubeyde b. Cerrâh ve Muâz b. Cebel’e çu cevabı yazdı:

Allah’ın kulu, Mü’minlerin Emîri Ömer’den Ebû Ubeyde ve Muâz b. Cebel’e,

Allah’ın selamı üzerinize olsun. Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah’a hamd ederim. Size Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Rabbiniz sizden razı olsun. Mektubunuzu aldım. Benim sorumluluğumun bilincinde olmama rağmen bana tavsiyelerde bulunduğunuzu yazıyorsunuz. Bu ümmetin kırmızı ve siyah [derilisinin] sorumluluğumu üzerime aldığımı, her çeşit insanın huzuruma çıkabileceğini ve herkese adaletle muamele etmem gerektiğini belirtiyorsunuz... Böyle bir durumda nasıl hareket edeceğimi soruyorsunuz. Ben böyle bir durumda Allah’ın yardımı, gücü ve kuvveti olmadan hiçbir şey yapamam. Gece ve gündüzün peş peşe gelişi her yeniyi eskitir, her uzağı yakınlaştırır ve vadedilen her şey gerçekleşir. Beni ümmet arasında görünürde kardeşlik, gerçekte ise düşmanlık çıkacağını yazarak beni ikaz ediyorsunuz. Bu zaman öyle bir zaman değildir. Sizin bahsettiğiniz zaman, âhir zamandır ki, o gün insanlar birbirinden korkacak veya birbirine rağbet edecektir. Mektubunuzda yazdıklarınızın yanlış anlaşılmasından endişe edip Allah’a sığındığınızı yazıyorsunuz. Ben sizin mektubunuzdan ve nasihatlerinizden müstağni olamam. Bana mektup yazmayı ihmal etmeyin. Allah’ın selâmı ve rahmeti üzerinize olsun.

Muhammed Hamidullah 1965. el-Vesâiku’s-siyâsiyye, Beyrut, s. 459–461. 
Çeviren: Abdülkerim Özaydın – Casim Avcı