1. Evliliğe Engel Olan Haller ve Nikahın Feshi: İbn Rüşd

Bu bölümde İbn Rüşd’ün Bidâyetü’l-müctehid ve nihâyetü’l-muktesid başlıklı eserinden evliliğe engel olan haller ile nikahın feshini gerektiren durumlara ilişkin görüşleri yer almaktadır.

Eşlerin Mehir Hakkında İhtilaf Etmeleri

Eşler arasında mehir konusundaki ihtilaf mehrin kabzı (teslimi), miktarı, cinsi ve vakti konusundadır. Vakitle kastettiğim mehrin ne zaman verilmesinin vacip olduğudur. Eğer ihtilaf mehrin miktarı konusunda olursa karısı örneğin iki yüz, kocası yüz demesi şeklindedir. Alimler bu bahiste ihtilaf etmişlerdir. Mâlik şöyle dedi: Eğer ihtilaf kadınla erkeğin münasebetinden önce olursa ve her iki tarafta iddialarını destekleyecek kanıtlar ileri sürürse her ikisi de yemin ederler ve nikah akdi fesholmuş olur. Eğer onlardan birisi yemin eder, diğeri yemin etmekten kaçınırsa yemin edenin dediği kabul edilir. Eğer her ikisi de yemin etmekten kaçınırsa her ikisi yemin ettiğinde olduğu gibi yine akit feshedilir. Eğer birisi delil getirerek iddiasını ispat eder, diğeri etmezse hüküm iddiasını ispat eden tarafın lehine olur. Eğer karı koca arasında mehre ilişkin ihtilaf karı ile kocanın arasında cinsel münasebet olmasından sonra olursa kocanın söylediği kabul edilir. Bir kısım ise bu durumda kocanın sözü ancak onu yemin etmesiyle birlikte kabul edilir, demişlerdir. Bunu Ebû Sevr, İbn Ebî Leylâ ve İbn Şübrüme ile bir gurup kimse demiştir. Bazı kimseler de, kendi emsali birisinin mehri kadar olduğu müddetçe burada kabul edilmesi gereken durum kadının sözüdür ve bu emsal mehirden (mehr-i misil) fazla ise kabul edilmesi ve dikkate alınması gereken kocanın sözüdür demişlerdir. Bazı kimseler de eğer karı koca mehrin miktarında ihtilaf ederlerse yemin ederler ve neticede mehr-i misil verilir demiştir. Bu şekilde diyerek Mâlik’in dediği nikâhın fesholacağı görüşüne katılmamışlardır. Bu Şâfiî, Sevrî ve bir grup fakihin görüşüdür. Bazıları da eğer mehr-i misil miktarı kadının iddia ettiği mehir miktardan çok olmazsa ve erkeğin de iddia ettiği miktardan az olmazsa bu durumda yemin de edilmesine gerek olmadan mehr-i misile dönülür demiştir. Buradaki ihtilaf Peygamber (sav)’den nakledilen, “Beyyine (şahit) iddia sahibine, yemin de inkâr edene gerekir” sözünün mefhumunda yani bu rivâyetin muallel olup olmadığında ihtilaf edilmesinden kaynaklanmaktadır. Muallel diyenlere göre hangisinin iddiası daha kuvvetliyse o yemin eder, eğer ikisi de aynı seviyedeyse ikisi birlikte yemin eder ve nikah fesholur. Muallel değildir diyenler ise, erkek yemin eder, çünkü nikâh erkeğe bağlılık olması sebebiyle mehrin cinsiyle onun aleyhine daha fazla miktarda mehir talep etmektedir, erkek davalıdır, demişlerdir. İddialar ve değerleri ne olursa olsun her iki tarafın da yemin edeceği söylenmiştir...

Evlenme Engelleri

Evlenme engelleri en başta ikiye ayrılır. Bunlar, ebedi evlenme engelleri ve geçici evlenme engelleridir. Ebedi evlenme yasakları da üzerinde ittifak edilenler ve ittifak edilmeyenler şeklinde iki kısımdır. Bunlardan üzerinde ittifak edilen ebedi evlenme yasakları da üç tanedir. Akrabalık, sıhriyet ve süt emmedir. Zina ve lianın (yeminleşme) ebedi evlenme yasağı olup olmadığında ise ihtilaf edilmiştir. Ebedi olmayan geçici evlenme engelleri de dokuz kısma ayrılır. Bunlardan ilki sayı engelidir. İkincisi bir kadını başka bir kadınla bir araya getirme engelidir. Diğerleri, kölelik, küfür, ihram, hastalık, iddet, üç talakla boşanmış olma engeli ve evli olma engelleridir. Dini açıdan evlenme yasakları toplamda on dört tane etmektedir. Bu babda da bu nedenle on dört kısma ayrılmıştır.

Akrabalık Engeli

Alimler Kur’ân’da evlenilmesi yasak olarak belirtilen yedi kısım kadınla evlenmenin ebedi olarak yasak olduğunda ittifak etmişlerdir. Bunlar, anneler, kız çocuklar, kız kardeşler, teyzeler, halalar, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızlarıdır. Alimler buradaki anne ifadesini, ister anne cihetinden olsun ister baba cihetinden olsun seni (veya usûlünü) doğuran anneler şeklinde olduğunda ittifak etmişlerdir. Kız çocuktan maksat ise ister doğrudan kişinin sulbünden olsun ister erkek çocuk ister kız çocuk tarafından olsun kız çocuk ve çocukların kızları şeklindedir. Kardeş ise ister anne ister baba tarafından olsun onlardan birinden veya ikisinden doğan kimselerdir. Hala kelimesinin de ya bizzat babanın ya da babanın doğumuna sebep olan erkeğin kız kardeşi olarak teyze kelimesinin de bizzat annenin ya da annenin annesinin kız kardeşi olduğunda ittifak edilmiştir. Bu sayılan yedi kısım kadın haramdır. Bildiğim kadarıyla âlimler arasında da bunların haram olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Bunun delili, “Size haram kılındı” (Kur’ân 4: 23) şeklinde başlayan âyeti kerimedir..

Sıhriyet Engeli

Sıhriyet sebebiyle evlenilmesi ebedi olarak yasak olanlar dört tanedir. Bunlar, kişinin babasının anneleridir. Bunun kaynak ve delili ise, “Babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin” (Kur’ân 4: 22) âyetidir. Kişinin kendi oğlunun eşleridir. Bunun kaynak ve delili ise, “Karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur, öz oğullarınızın karıları” (Kur’ân 4: 23) âyetidir. Kişinin karısının anneleri de yine yasaktır. Bunun delili de “Karılarınızın anneleri” (Kur’ân 4: 23) ayetidir. Kişinin karısının kızlarıdır. Bunun delili de “kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur” (Kur’ân 4: 23) ayetidir. Bu dördünden ikisinde yani kişinin babasının karılarıyla, çocuklarının karılarında sadece nikah akdinin yapılmasıyla (cinsel münasebet olsun veya olmasın), kişinin karısının kızıyla da (karısıyla münasebet olduğu takdirde) ebedi evlenme yasağı oluştuğunda âlimler ittifak etmişlerdir. Bu konuda iki bahiste de ihtilaf edilmiştir. Bunlar kişinin karısının kızı kendisine haram olması için kendi yanında büyümüş olması şart mıdır? Mutlaka annesiyle cinsel münasebet mi olmalıdır? Yoksa şehvetle olan ancak cinsel münasebetsiz dokunma da yeterli midir? Veya kızla cinsel münasebet olduğu zaman veya sadece akit yapıldığı zaman annesiyle münasebetin de haram olup olmadığında ihtilaf edilmiştir. Alimler burada dördüncü bir bahiste de ihtilaf etmişlerdir. Ki bu şöyledir: Burada haram olanlar nikahla haram oldukları gibi yanlışlıkla cinsel münasebet olursa ya da nikah olmadığı halde münasebet olursa (yani zina) yine aynı şekilde haram olur mu olmaz mı?, konusunda da ihtilaf edilmiştir.

Birinci mesele: Erkeğe üvey kızın haram olması için adamın yanında büyümüş olması şartı var mıdır? Cumhura göre kişiye üvey kızının haram olması için yanında büyümüş olması şartı bulunmamaktadır. Dâvud (ez-Zâhirî)’a göre ise şarttır. Çünkü ayette, “yanınızda bulunan” (Kur’ân 4: 23) şeklinde belirtilmektedir. Üvey kızlar anneleriyle birlikte erkeğin evinde kalacakları için burada bir niteleme yapılmıştır, dolayısıyla şart değildir... Dolayısıyla erkeğin evinde kalan / büyüyen üvey kızlarla erkeğin evinde kalmayan üvey kızlar arasında bir farklılık bulunmamaktadır...

İkinci mesele: Kişinin üvey kızının kendisine haram olması için annesiyle geçerli bir nikahla cinsel münasebette bulunmuş olması şart mıdır? Ya da böyle bir şey yokken nikahsız zina da yapması yeterli midir?.. Malik, Sevrî, Ebû Hanîfe, Evzâî, Leys b. Sa’d, şehvetle kızına dokunmak annesini de haram yapar demişlerdir. Bu Şâfiî’den nakledilen kavillerden bir tanesidir. Dâvud ve el-Müzenî ise sadece cinsel münasebet aralarını haram kılar demiştir. Bu da Şâfiî’den nakledilen ve tercih edilen görüşlerden bir tanesidir...

Süt Akrabalık Engeli

Alimler, akrabalık sebebiyle kendileriyle evlenilmesi haram olan kadınların süt akrabalığı sebebiyle de haram oldukları konusunda ittifak etmiştir. Yani kişiyi emziren süt annesi, kendisini doğuran annesi gibi kendisine haramdır... Burada birçok meselede ihtilaf edilmiştir. Bunlar şöyledir: Süt akrabalığının evlenme engeli olmasına sebep olan emme miktarı ne kadardır? Süt emen çocuk kaç yaşında sütü emerse bu engel oluşur? Çocuk hangi durumda hangi halde süt emerse bu engel oluşturur? Çocuğun sütü anneden doğrudan memesinden emmesi şart mıdır? Ya da başka bir yolla süt verilmiş olsa bu durum da geçerli ve yeterli olur mu? Çocuğun sütü saf olarak yutması mı gerekir? Yoksa sütü çocuk başka bir karışımla birlikte yutarsa da aynı şekilde engel oluşturur mu? Çocuğun annesi sütannesi olduğu gibi, çocuğu emziren annenin kocası (lebenü’l-fahl) da sütbabası konumuna geçer mi? Süt emmeye şahitliğin keyfiyeti nasıldır? Süt emzirenin durum ve keyfiyeti nasıl olmalıdır?

İlk mesele olan süt miktarının ne kadar olacağına gelince, bazıları bu konuda bir sınırlama ve belirleme koymamışlardır. Bu Malik’in ve Maliki mezhebinin görüşüdür. Ali b. Ebî Tâlib ile Abdullah b. Mesud gibi sahabeden de nakledilmiştir. Yine Abdullah b. Abbas ile Abdullah b. Ömer’in de bu görüşte olduğu rivayet edilmektedir. Bunlara göre çocuk ne kadar emerse emsin süt akrabalığı oluşmaktadır. Bunu yine Ebû Hanîfe ile arkadaşları, Sevrî ve Evzâî söylemiştir. Bir grup da süt akrabalığının oluşması gereken süt miktarında bir sınırlama koymuşlardır. Bunlar da kendi aralarında üç ayrı gruptadırlar. İlkine göre bir veya iki kez emmekle süt akrabalığı oluşmaz, üç veya üçten fazla emme durumunda süt akrabalığı ve buna bağlı olarak evlenme engelliği oluşur. Bunu Ebû Ubeyd ve Ebû Sevr söylemiştir. Bazıları ise en az beş emmeyle süt akrabalığının oluşacağını söylemektedir. Şafiî de bunu söylemiştir. Bazıları da en az on kez emmeyle süt akrabalığının oluşacağı görüşündedir. Bu konuda ihtilaf edilmesinin sebebi konuyla ilgili Peygamber (sav)’den nakledilen hadislerde farklı miktarların olması ve nakledilen rivayetlerin bir birleriyle çelişkili olmalarıdır. Fakat ayette Allah Teâlâ, “Sizi emziren sütanneleri...” (Kur’ân 4: 23) şeklinde buyurmaktadır. Burada süt emzirmeye dikkat çekilmiş ve belirli bir sayı yer almamıştır. Bu konuda nakledilen çelişkili hadisler de sonuç itibariyle iki farklı rivayete istinat etmektedir. Bunlardan birisi Âişe (ra) yoluyla Peygamber (sav)’den nakledilmekte olup mana itibariyle, “bir veya iki defa emzirme haram etmez” şeklindedir. Müslim Âişe (ra) ve Ümmü’l-Fadl yoluyla tahriç etmiştir. Rivâyet üçüncü bir tarikle de “Bir emzirme de iki emzirme de haram kılmaz” şeklinde rivâyet etmiştir. İkincisi de Sehle’den naklolunan Peygamber (sav)’in beş kez emzirmeden bahsettiği yine Âişe (ra)’den nakledilen rivayettir: Önce nazil olan süt emzirmeyle ilgili ayette, “Sizi on kez emziren sütanneleriniz ifadesi neshedilerek beş kez emzirmeyle bırakılmıştır. Peygamber (sav) vefat edene kadar da bu Kur’ân’da okunuyordu” şeklindedir. Kim Kur’ân’ın zahir hükmünü bu nakledilen rivayetlere tercih ederse bir veya iki emmenin süt akrabalığı oluşturduğu ve evliliği haram kıldığını görür.

İbn Rüşd el-Hafîd, Ebü’l-Velîd 1995/1416. Bidâyetü’l-müctehid ve nihâyetü’l-muktesid, (Şerhiyle Birlikte), thk. Abdullah Abbâdi, 1. bs., Dârü’s-Selâm, y.y., s. C. III, 1296, 1298, 1301-1305, 1309-1311. 
Çeviren: Abdurrahman Yazıcı - Reşadet Ahmadov