1. Hükümdarların Devlet İşlerinde Âlimlerle İstişare Etmelerine Dair: Nizâmülmülk

İşlerde danışmak, kavi reylilikten olur. Herkes bir şey bilir, biri daha çok, biri daha az bilir; birinin ilmi vardır, tatbik etmemiştir; birinin hem ilmi vardır, hem de tatbik etmiştir, tecrübe etmiştir. Mesela, biri derdin, bir hastalığın ilacını okumuş olduğu kitaptan arar ve bütün ilaçların adım ezbere bilir. Sonra biri bütün bu ilaçların adlarını bilmekle kalmamış, tedavi eylemiş, defalarca tecrübe etmiştir. Bu adam asla onunla bir tutulamaz. Keza, biri vardır ki, birçok seferler yapmış, cihanı daha fazla görmüş, zamanın soğuğunu ve sıcağını daha fazla tatmış, işler ortasında bulunmuştur, asla bir sefer yapmamış, vilâyetler görmemiş, işlerin ortasında bulunmamış olan bir adamı hadiselerin ortasında olanla bir seviyede tutulamaz.

Bu hususta (şöyle) söylenir:

Bütün tedbirler âlimler ve tecrübelilerle alınmalıdır. Birinin daha keskin zekâsı vardır, işleri daha çabuk görebilir. Biri de daha geç anlar. Âlimler (şöyle) söylemişlerdir: Bir kişinin (aldığı) tedbir, tek bir kişinin gücü gibidir. İki kişinin aldığı tedbir iki kişinin gücü gibidir: Her bir durumda 10 kişinin gücü bir kişininkinden daha kuvvetli olur. Şöyle kıyas ediyorlar: Bütün dünyada yaşayan Âdemoğullarından hiç kimsenin Peygamberimiz Muhammed Mustafa’dan -salât ve selam üzerine olsun- daha âlim olmamıştır. Sahip olduğu ilme rağmen zira, o, önündekini olduğu kadar arkasındakini de bilirdi; gökler ve yerler, cennet ve cehennem, sahife (levh) ve kalem, (Allah’ın) tahtı ve kürsü (kürsî)yü arzettiler; Cebrail-selam üzerine olsun-her zaman gelir ve vahiy getirir; olmuş, olmamıştan haber verirdi, sahip olduğu bunca fazilet ve mucizelere rağmen, Yüce Allah ona, “işlerde onlara danış”. “Yâ Muhammed, bir iş yapacağın veya karşına bir iş çıktığı zaman, kendi ashabınla istişare et” diye buyuruyor (Âl-i İmrân 3/159).

Hz. Muhammed- selam üzerine olsun- müşavere etmekten affedilmedikten sonra hiç kimse affedilemez.

Netice olarak, karşısına bir iş çıkınca, padişahın, herkesin (aklına) geleni söylemesi, ortaya atılan fikri; her birinin sözü ile karşılaştırması, doğru olanı tercih etmesi için, ihtiyarlar, âlimler ve dostları ile meşveret etmeyi vazife bilmelidir. İşlerde müşavere etmemek, zayıf fikirlilikten olur; böyle kimse bencil olur. Allah a hamdolsun, Âlemin Efendisi (Melikşah) -Allah saltanatını daim etsin- hem kavi reylîdir, hem de o işin sahibidir ve tedbir bilir. Biz (yazdığımız) kitabın şartı bakımından bu kadar yadettik.

Nizâmülmülk 1999. Siyâsetnâme, çev. Mehmet Altay Köymen, Ankara: Türk Tarih Kurumu, s. 64–65.