1. İslam’da Cihad ve Gaza Anlayışı

Cihadla ilgili âyet ve hadisler İslâm tarihi boyunca gerçekleştirilmiş olan fetihlere yön vermiş ve İslâmiyet çok kısa bir süre içerisinde örneği görülmemiş bir hızla yayılmıştır. Hz. Peygamber Müslümanlara düşmanla gereksiz yere savaşmayı değil, şartlar oluşup da savaş kaçınılmaz hale gelince sabredip direnmeyi tavsiye etmiştir. Hayber Gazvesi’ne çıkarken ashabına ganimet için değil, sadece Allah rızası için savaşacakların ordusuna katılabileceklerini söylemiştir. Düşmanların çocuk ve kadınlarının, yaşlı, hasta ve din adamlarının öldürülmesini, hayvanların ve mahsullerin yağmalanmasını, ağaçlara zarar verilmesini, öldürülen düşman askerlerinin organlarının kesilmesini yasaklamıştır. Esirlere iyi muamele edilmesini ve yapılan antlaşmalara uyulmasını emretti. Hz. Peygamber döneminde yapılan Gazve ve Seriyyeler dünya harp tarihinin bilinen en az kan dökülen savaşlarıdır. Cihadla ilgili âyet ve hadislerden bir kısmı şöyledir:

Ayetler

“Sizinle savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın. Sakın aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırıya kaçanları sevmez” (Kur’ân 2: 190).

“Fitne tamamen yok edilinceye ve din yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vaz geçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur” (Kur’ân 2: 193).

“Hoşunuza gitmese de savaş size farz kılındı. Umulur ki, bir şey hoşunuza gitmese de o sizin için daha hayırlı ve yine umulur ki, hoşunuza giden bir şey de sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz” (Kur’ân 2: 216).

“İman edip (gerektiğinde) Allah yolunda hicret ve cihad edenler var ya, işte bunlar Allah’ın rahmetini umabilirler. Allah çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur” (Kur’ân 2: 218).

“Siz insanların iyiliği için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü önlemeye çalışırsınız ve Allah’a inanırsınız. Ehl-i Kitap da inansaydı elbette bu kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinden iman edenler varsa da çoğu doğru yoldan çıkmışlardır” (Kur’ân 3: 110).

“Allah, sizin içinizden cihad edenlerle sabır gösterenleri ortaya çıkarmadan, kolayca cennete gireceğinizi mi sandınız” (Kur’ân 3: 142).

“Bir kısım insanlar mü’minlere “Düşmanlarınız size karşı asker topladılar. Onlardan korkun” dediklerinde bu onların imanlarını bir kat daha artırdı ve “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir” dediler” (Kur’ân 3: 173).

“Ey iman edenler! Sabredin! Düşman karşısında sebat gösterin! Cihad için daima hazırlıklı ve uyanık bulunun! Ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki felâh bulup başarıya eresiniz” (Kur’ân 3: 200).

“Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size Müslüman olduğunu söyleyene dünya hayatının geçici menfaatlerine göz dikerek ’Sen mü’min değilsin’ demeyin. Çünkü Allah’ın nezdinde sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyle iken Allah size lütfetti. O halde iyi anlayıp dinleyin. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Özür sahibi olmaksızın cihaddan geri kalan müminlerle, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden müminler elbette bir olmaz. Allah malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından cihada gitmeyenlerden üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de güzellik, yani cenneti vâd etmiştir, ama cihad edenleri, savaşa katılmayanlardan daha çok büyük bir mükâfatla üstün kılmıştır” (Kur’ân 4: 94–95).

“Ey müminler! Sizler gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak hep birlikte seferber olunuz. Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad ediniz. Eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır” (Kur’ân 9: 41).

“Mü’minlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminden bir gurup dinî ilimlerde geniş bilgi edinmeleri ve seferden dönenleri aydınlatmaya çalışmaları daha uygun olur. Böylece belki onlar da kötülüğe karşı kendilerini daha iyi korumuş olacaklardır” (Kur’ân 9: 122).

“İçlerinden zulmedenler hariç Ehl-i Kitapla ancak en güzel yolla mücadele edin ve deyin ki: Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir. Biz ona teslim olmuşuzdur” (Kur’ân 29: 46).

“Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve Resûlüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz bu sizin için çok hayırlıdır. İşte bu takdirde o, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur. Hoşunuza gidecek başka bir şey daha var. Allah’ın yardımı ve yakın bir fetih. Mü’minleri bunlarla müjdele” (Kur’ân 61: 10-13).

Hadisler

Resûlullah sallallallahu aleyhi ve sellem’e:

— Hangi amel daha faziletlidir? diye soruldu. 
— “Allah’a ve Resûlüne inanmak” buyurdu. 
— Sonra hangisi? denildi. 
— “Allah yolunda cihad etmek” karşılığını verdi.
— Bundan sonra hangisi? denilince: 
— “Allah katında makbul olan hac” buyurdular.

Buhârî, Îmân 18; 
Müslim, Îmân 135.

İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:

— Yâ Resûlallah! Hangi amel Allah’a daha sevimlidir? dedim, 
— “Vaktinde kılınan namaz” buyurdu. 
— Sonra hangisidir? diye sordum, 
— “Ana babaya iyilik etmek” diye cevap verdi. 
— Ondan sonra hangisidir? dedim, 
— “Allah yolunda cihad etmek” buyurdular.

Buhârî 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-VIII, İstanbul, “Cihâd” 1. 
Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “Îmân”, 137–139.

“Allah yolunda yapılan bir sabah ve akşam yürüyüşü, hiç şüphesiz dünyadan ve dünya varlıklarından daha hayırlıdır.”

Buhârî 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-VIII, İstanbul, “Cihâd”, 5.
Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 112–115.

Bir adam Hz. Peygamber’ e gelerek:

— İnsanların hangisi daha üstündür? diye sordu. Peygamberimiz:

— “Allah yolunda canıyla ve malıyla cihad eden kimse” buyurdu. Adam:

— Sonra kimdir? diye sordu. Efendimiz:

— “Bir vadiye çekilip Allah’a ibadet eden ve insanları şerrinden uzak tutan kimse” buyurdular.

Buhârî 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-VIII, İstanbul, “Cihâd”, 2. Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 122–123.

“Allah yolunda bir gün hudut nöbeti tutmak, dünyadan ve dünya üzerindeki şeylerden daha hayırlıdır. Sizden birinizin kamçısının cennetteki yeri, dünyadan ve dünya üzerindeki şeylerden daha hayırlıdır. Kulun Allah Teâlâ’nın yolunda akşamleyin veya sabah erken vakitteki yürüyüşü de dünyadan ve dünya üzerindeki şeylerden daha hayırlıdır.”

Buhârî 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-VIII, İstanbul, “Cihâd”, 6, 73; “Bed’ü’l-halk”, 8. Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 113–114.

“Bir gün ve bir gece hudut nöbeti tutmak, gündüzü oruçlu gecesi ibadetli geçirilen bir aydan daha hayırlıdır. Şayet kişi bu nöbet esnasında vazife başında iken ölürse, yapmakta olduğu işin ecri ve sevabı kıyamete kadar devam eder, şehid olarak rızkı da devam eder ve kabirdeki sorgu meleklerinden güven içinde olur.”

Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 163.

“Allah Teâlâ kendi yolunda cihada çıkan kimseye, ’onu sadece benim yolumda cihad, bana îman, benim resullerimi tasdîk yola çıkarmıştır’, buyurarak kefil olur. Allah, o kimseyi şehid olursa cennete koymaya, gazi olursa manevî ecre ve dünyalık ganimete kavuşmuş olarak evine döndürmeye kefil olmuştur. Muhammed’in canını kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda açılan bir yara, kıyamet gününde açıldığı gündeki şekliyle gelir: Rengi kan rengi, kokusu misk kokusudur. Muhammed’in canını kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, eğer Müslümanlara zor gelmeseydi, Allah yolunda cihada çıkan hiçbir seriyyenin arkasında asla oturup kalmazdım. Fakat maddî güç bulamıyorum ki onları sevk edeyim, onlar da bu gücü bulamıyorlar. Benden ayrılıp geride kalmak ise onlara zor geliyor. Muhammed’in canını elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda cihad edip öldürülmeyi, sonra cihad edip yine öldürülmeyi, sonra tekrar cihad edip tekrar öldürülmeyi çok arzu ederdim.”

Buhârî 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-VIII, İstanbul, “Cihâd”, 7.
Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 103.

Resûl-i Ekrem Efendimiz’e:

— Yâ Resûlallah! Allah yolunda cihada denk hangi iş vardır? denildi.

— “Ona denk bir iş bulamazsınız” buyurdu. İki veya üç defa aynı soruyu tekrarladılar; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de her defasında “Ona denk bir iş bulamazsınız” cevabını tekrarladı. Daha sonra şöyle buyurdu:

“Allah yolunda cihad eden kimsenin benzeri, gündüzleri oruç tutan, geceleri namaz kılan, Allah’ın âyetlerine hakkıyla itâat eden ve Allah yolunda cihad eden kimse, cepheden dönünceye kadar, namaza ve oruca hiç bir şekilde ara vermeyen kimsenin benzeridir.”

Buhârî 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-VIII, İstanbul, “Cihâd”, 1. 
Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 110. 
Çeviren: Abdülkerim Özaydın – Casım Avcı