1. İyiliğin Allah’a, Kötülüğün İnsanlara İsnadı: Hasan el-Basrî

Hasan Basrî, kader tartışmaları etrafında cereyan eden şerrin Allah’a isnadı meselesinde, Müslümanlar arasında yaygın olan bu kanaate karşı çıkmış ve bunu her defasında düzeltme vazifesini üstlenmiş bir şahsiyettir. Hasan Basrî’nin görüşlerindeki yenilik, Emevî idaresini rahatsız etmiştir. Bunun üzerine halife Abdulmelik b. Mervân (saltanatı 685–705) Hasan Basrî’ye mektup göndererek kendisinin erdemli bir kişi olarak tanınmasına rağmen görüşlerini beğenmediğini, bu görüşlerin kaynağının Kur’ân mı, hadis mi, yoksa kendi şahsi görüşü mü olduğunu açıklamasını istemiştir. Hasan Basrî’nin halifeye gönderdiği mektuptan bir bölüm şöyledir:

“Allah’ın nimetini küfre çevirip değiştirenleri ve kavimlerini, cehennem olan helak yurduna sokanları görmüyor musun?” (Kur’ân 14: 27-28) âyetinde buyurulduğu gibi, nimet Allah’tandır, onu değiştirmek kuldandır… Allah’ın nehyettiği kendisinden değildir; zira, hoş görmediğine razı olmaz ve razı olmadığından da hoşnut olmaz. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Küfrederseniz şüphe yok ki Hak Teâlâ sizden müstağnidir, kullarının küfretmesine razı olmaz, şükrederseniz hoşnut olur” (Kur’ân 39: 7). Küfür, Allah’ın kaza ve kaderinden olsaydı, Allah yaptığından hoşnut olurdu.

Hz. Âdem, Rabbine âsi olduğu zaman: “Rabbimiz! Kendi nefsimize zulmettik..” (Kur’ân 7: 23). Hz. Mûsâ bir adam öldürünce: “Bu iş şeytan işidir... Yüce Rabbim! (dedi) Ben öz nefsimi ziyana uğrattım” (Kur’ân 28: 15–16) diye buyurmuşlardır. Mûsâ, bu iş şeytandandır; câhil ise, bu, Rahmân’ın işidir, der. İnsanlar arasında “Sen zâlimsin, kötülüklerin sebebi sensin” sözünü kabul edecek kimse yoktur. Hoşlanmadıklarını Allah’a, hoşlandıklarını ise kendi nefislerine nisbet ederler.

Hasan el-Basrî 1933. er-Risale, neşr. Hellmut Ritter, Der İslam, XXI, 68–77, Berlin - Leipzig, s. 70-73, 76. 
Çeviren: Osman Karadeniz