1. Sâsânîler’le yapılan Kâdisiye Savaşı Öncesi Elçi Mugîre b. Zürâre’nin Yezdicerd’e Cevabı

Hz. Ömer döneminde Sâsânîlerle yapılan Kâdisiye Savaşı (16/637) öncesi İslâm ordusu kumandanı Sa’d b. Ebû Vakkâs, Kisrâ Yezdicerd’e aralarında Mugîre b. Zürâre’nin de bulunduğu Nu’mân b. Mukarrin başkanlığında bir elçilik heyeti gönderdi. Heyeti dinleyen Yezdicerd daha önce kendi hakimiyeti altında yaşayan Arapları nankörlük etmekle suçlayınca Mugîre b. Zürâre söz alarak şöyle dedi:

Ey hükümdar! Şu anda senin huzurunda bulunanlar Arapların reisleri ve eşrafıdır. Eşraftan olanlar eşrafa saygı duyar ve birbirlerine iyi davranırlar. Birbirlerinin hukukuna riayet eder ve yüceltirler. Senin her sözüne onların verecekleri bir cevap vardır. Onlar iyi davrandılar, ancak karşılığını göremediler. Onların şahitliğinde sana şunu söylemek isterim ki, bizim hakkımızda söylediklerin doğru değildir. Sizin idareniz altında iken bugünden çok daha kötü durumdaydık. O zamanki açlığımızı tasvir etmek mümkün değildir. Gıdamız böcek, yılan, çıyan ve akrepten ibaretti. Evlerimiz kuru topraktı. Giysilerimiz deve tüyü ve koyun yününden ibaretti. Dinimiz birbirimizi öldürmek ve insanları birbirine düşürmekti. Kız çocuklarını soframıza ortak olmasınlar diye diri diri toprağa gömerdik. Daha düne kadar böyle yaşadık. Bugün ise Allah bize öyle bir insan gönderdi ki, onun soyunu ve doğumunu biliyor, yüzünü tanıyoruz. Onun yaşadığı topraklar bizim topraklarımızdan daha hayırlıdır. Onun soyu bizden daha şereflidir. Ailesi bizden daha üstündür. Kabilesi bizden daha iyidir. Bizzat kendisi de zaten bizim en hayırlımız, en doğru sözlümüz ve en yumuşak huylumuzdur. Allah onu bize peygamber olarak gönderdi. Bize onu tasdik etmeyi ve ona uymayı nasip etti. O Allah’la bizim aramızda elçi oldu. Bize söyledikleri Allah’ın sözü, bize emrettikleri Allah’ın emirleridir. O bize her şeyi Allah’ın yarattığını, eşi ve benzeri olmadığını, her şeyin nihayetinde ona döneceğini, kendisinin Allah tarafından gönderildiğini ve hakkı tebliğ ettiğini söyledi. Ona tabi olanlar bizim sahip olduğumuz hak ve sorumluluklara sahip olurlar. Kabul etmeyenlere cizye teklif edilir. Cizyeyi kabul edenler can, mal ve dinlerini güvence altına alırlar. Cizye vermeyi reddedenlere ise savaş açılır. Şimdi isteyen cizyeyi seçsin, isteyen de kılıca razı olsun. Veya İslâm’ı kabul edin ve kurtuluşa erin.

Taberî 1960–70. Târîhu’r-rusül ve’l-mülûk, nşr. Muhammed Ebü’l-Fazl, I-XI, Kahire, IV, 499–500. 
Çeviren: Abdülkerim Özaydın – Casim Avcı