1. Yargı Hukuku: et-Turtuşî

Endülüslü Mâlikî fıkıh âlimi ve muhaddis olan Turtûşî’nin (ö. 520/1126) Sirâcü’l-mülûk adlı eseri siyâsetnâme (nasîhatname) türünün ilk örneklerindendir. Turtûşî bu eserinde siyaset felsefesi, siyaset ahlâkı, devlet yapısı ve kamu hukukunun temel ilkelerine dair görüşlerini kaydetmiştir.

Âdil Davranan Vali ve Yargıçların Erdemine Dair: et-Turtuşî

Telif hakları sebebiyle içerik yayınlanamamaktadır.

Yahudi, Hıristiyan ve Kadınların Yargılanması

Cabîr’den nakledildi ki, Âmir Yahudi, Hıristiyan ve kadınlar için onlar namaz kılmadıkları için (kadınlar kılmıyorsa) yargılamalarını evinin önünde yapardı. Bize göre ise zimmet ehlinin (Müslüman olmayan İslâm ülkesi vatandaşları) mescide girmesinde sakınca yoktur. Fakat hayızlı ve nifas kadınların (bu halde namaz kılamadıkları için) yargılanması mescidin önünde (dış tarafında) yapılır.

Yargılama İçin Uygun Mekânın Seçilmesi

Ebû Hanîfe –Allah ona rahmet etsin– şöyle dedi: Hakimin yargılama esnasında mescitte oturması gerekir çünkü o en meşhur (bilinen, görülen) mekandır. Bu hakimin, yabancıların, dışarıdan gelenlerin ve belde halkından yargılanacakların insanlardan saklanmaması ve gizlenmemesi için uygun yer seçilmiş olması açısından gerekir. Herkesin gelebildiği cami bir yerleşim yerinde, o beldede en meşhur yer olup burada olan bir şey kimseden gizlenmemiş olur. Mescit selamlama mescidi gibi bir yer olursa bunda da beis yoktur…

Eğer hakim evinde oturur ve yargılamayı burada yapmak isterse bunda da sakınca yoktur. İnsanlara yargılamanın olacağını ilan eder ve isteyen kimselerin yargılama için evine girmesine mani olmaz. Orada kimler bulunuyorlarsa, mescitte olduğu gibi isteyen hakimle birlikte oturur (yargılamayı takip eder). Hakim böyle yapmaz, yargılamayı evinde yalnız başına yaparsa onun bir töhmetle karşılaşması mümkündür.

Hakimin yargılama için mescide gelmesi durumunda öncelikle onun iki veya dört rekat namaz kılması güzel olur. Nitekim Ebû Saîd el-Hudrî (ra)’den, Peygamber (sav)’i, “Kim mescide girerse iki rekât selamlama namazı (tahiyyatü’l-mescit namazı) kılsın” dediği nakledildi. İsteyen kimse bu namazı dört rekât olarak da kılabilir. Peygamber (sav)’den, “Namazın (ibâdetin), devamlı olanı makbuldür, isteyen az kılsın, isteyen artırsın”. Dört rekât namaz kılmak ise daha faziletlidir. Çünkü bu gündüz namazı olduğundan gündüz vakti için dört rekât kılınması daha faziletlidir. Bu selamlama namazında önce oturulup sonra namazın kılınması şeklinde olduğuyla önce namaz kılınıp sonra oturulduğu şeklinde olduğunda ihtilaf edilmiştir. Bazıları kişi oturur sonra kalkar namazını kılar demiş olmakla birlikte ekser âlimler, “kişi mescide girdiğinde önce namaz kılar” Sonra oturur demişlerdir. Bu şekilde namazını kılan hâkim daha sonra Allah’a, kendisinin hakkı savunması ve günahlardan uzak durması konusunda onu başarılı etmesi için dua eder ve yargılama için oturur.

Yargılamada Hâkimin Hangi Yöne Döneceği

Hakim, yüzünü kıbleye doğru döner. Nitekim Peygamber (sav)’den, “en güzel oturma kıbleye karşı olandır” şeklinde nakledilmiştir. Bu o zamanın örfü mesabesindedir. Günümüzde ise kadı mihraba dayanarak yargılamada bulunur. Hakimin yargılama esnasında sırtını mihraba vererek cemaate dönmesi Peygamber (sav)’den nakledilen namaz arasında mihraba dayanıp sahabeye, “Herhangi biriniz bir rüya gördü mü?” şeklinde sorduğu rivâyete de uygundur. Ayrıca Cuma günü hatip de insanlara dönerek minberde sırtı kıbleye gelecek şekilde hitap etmektedir. Eğer hâkimin kıble yönüne dönerek yargılamada bulunduğu düşünülürse bu durumda hasımlar (davası görülenler) de kıbleye dönmüş olacaklar ve (topluluğa ve hâkime doğru dönmediklerinden) yalan söylemeleri daha kolay hale gelebilecektir.

Hâkimin Muhâfızları ve Yardımcıları

İnsanlar hâkimden birazcık önde bulunurlar. Hattâ ki hakimin önüne gelen hasımlarla arasında ne geçtiğini duyamazlar. İnsanlarla ise yardımcıları yoluyla münasebette bulunur. Bu hâkimin meclisinin heybetli, haşmetli ve görkemli olması açısından önemlidir. Yardımcıları iki tarafında dururlar, bu şekildeki oturma ve yargılama düzeni kendisine bakanların gözünde heybet ve korku oluşmasına neden olur.

Hâkimin Defteri, Dosyası ve Araç Gereçlerin Konumu

Hakim yargılama esnasında içinde defter, silah vb. her türlü ilgili belge ve mührünün bulunduğu nesne sağ tarafından gelecek şekilde önünde (veya elinde) bulunur. Yan tarafına koymaz çünkü bunun içinde kadının silahı, siciller, dava tutanağı, kıymetli evraklar vb. şeyler bulunur. Bu sebeple elinin altında / önünde olması gerekir. Sağ tarafına doğru koyması da olur Çünkü Peygamber (sav)’in her işinde sağından başladığı nakledilmiştir. Aynı şekilde hakim yargılama için kıymetli evrak, belge ve gereçleri evinden mescide getirir… Günümüzde meliklerin (ileri gelenlerin) silahlarını bu şekilde ellerinde (önlerinde) taşırlar.

Yargılamada Kâtibin Oturma Şekli

Yargılama esnasında kâtib hakimin yanında bir yerde insanların göreceği şekilde oturur. Bu herhangi bir rüşvet almaması şahitlerin sözlerine ek yapmaması ve eksiltmemesi içindir.

Yargılamada Şûrâ Ehlinin Oturması

Eğer hakimle birlikte fakihlerden, emanet ehlinden kimseler yargılamayı takip etmek üzere otururlarsa hakimin yanında otururlar. Fıkıh ehli kimseler hakimle birlikte onunla istişare yapmak için otururlar. Bu şekilde ona yakın otururlarsa istişare yapabileceklerinden maksat da gerçekleşmiş olur. Bu hakimin muhafızlarının (yardımcılarının) oturuş durumundan farklıdır. Muhafız ve yardımcılarının durması ise heybet ve ihtişamı sağlamak içindir. Bu şekilde hakimden biraz uzak dururlarsa bu durumda maksat gerçekleşmiş olur.

Güvenilir/emanet sahibi kimselerde hakime yakın otururlar. Çünkü onlar kadıya yargılamada şahitlik yapmak ve gerçekleşen hadiseyi anlatmak (veya bilgi vermek) için gelmişlerdir. Fakihlerin istişare için yakın oturtulmaları onlara bir ikram niteliğindedir. İkincisi olan emanet ehlinin yakın oturtulması için onların gelmelerindeki maksadın gerçekleşmesi içindir.

Sadrüşşehid 1977/1397. Şerhu edebi’l-kâdî li’l-Hassâf, thk. Muhyî Hilâl Serhân, Bağdad: Matbaatü’l-İrşâd, C. I, s. 308–317.
Çeviren: Abdurrahman Yazıcı - Reşadet Ahmadov