1. Zeydiyye Mezhebinde Aile Hukuku: Zeyd b. Ali

Tam adı Zeyd b. Ali b. el-Hüseyin b. Ali b. Ebî Tâlib (ö. 122/740)’dir. Zeydiyye mezhebinin kurucusu aynı zamanda Hanefî mezhebinin imamı Ebû Hanîfe’nin hocalarından birisi olarak da kabul edilmektedir. İslam tarihinin ilk yazılı kaynaklarından birisinin müellifi olan Zeyd b. Ali’ye nisbet edilen el-Mecmûʿ veya el-Mecmûʿu’l-fıkhî veya el-Müsned olarak da isimlendirilen eser ilk defa Eugenio Griffini tarafından İtalyanca notlarla neşredilmiştir (Milano 1919). Bundan sonra da defalarca basılmıştır. Eser ibâdet, muâmelât ve ukûbat şeklinde fıkhın konularını ele alması sebebiyle hem bir fıkıh kitabı hem de Peygamber’den (sav) nakledilen çok sayıda hadis ile Ali b. Ebî Tâlib ve Hz. Hüseyin’den nakledilen çeşitli haberleri içermesi yönüyle de hadis mecmûası niteliğindedir. Bu eser üzerine çok sayıda şerh de yazılmış olup bunlardan en önemlileri olarak Şerefeddin Hüseyin b. Ahmed es-Seyyâgi’nin er-Ravzü’n-nâdir şerhu Mecmû’i’l-fıkhi’l-kebîr’i, Muhammed b. Mutahhar’ın el-Minhâcü’l-celî isimli eserleri zikredilebilir.

Nikâhın Önemi

Haled el-Vasitî dedi ki: Bana Zeyd b. Ali, babası ve dedesi yoluyla Ali (ra)’den şöyle nakletti: Peygamber (sav), “Evleniniz, siz ümmetin en çoğusunuz” dedi.

Zeyd b. Ali, babası, dedesi ve Ali b. Ebî Tâlib yoluyla Peygamber (sav)’in şöyle dediğini nakletti: Eğer bir koca karısının yüzüne bakarsa ve karısı da kocasının yüzüne bakarak karşılık verirse Allah Teâlâ da o ikisinin yüzüne rahmet bakışıyla bakar. Koca, hanımının ellerini avuçlarına aldığında, karısı da erkeğin ellerini tutarsa, kadının parmakları arasından günahları dökülür.

Zeyd b. Ali, babası, dedesi ve Ali b. Ebî Tâlib yoluyla Peygamber (sav)’in şöyle dediğini nakletti: Kadınların en hayırlısı çok seven ve doğurgan olanıdır. Yüzüne baktığında mutluluk verir, sen başka bir yere gittiğinde ise malını korur.

Mehir

Zeyd b. Ali, babası, dedesi ve Ali b. Ebî Tâlib yoluyla Peygamber (sav)’in şöyle dediğini nakletti: On dirhemden aşağı mehir olmaz. Bağînin (isyankâr) mehri gibi nikâh helal (geçerli) olmaz.

Zeyd b. Ali, babası, dedesi yoluyla Ali b. Ebî Tâlib’in şöyle dediğini nakletti: Mehir olmaksızın cinsel birleşme caiz değildir.

Zeyd b. Ali, babası, dedesi yoluyla Ali b. Ebî Tâlib’in şöyle dediğini nakletti: Peygamber (sav), kızı Fâtıma ile beni on iki okiyye (kırk dirhem) ve yarım gümüş mukabilinde nikâhladı.

Zeyd b. Ali, babası, dedesi yoluyla Ali b. Ebî Tâlib’in şöyle dediğini nakletti: Peygamber (sav) evlendiği eşlerine verdiği mehrin hiç biri 12 okiyye (kırk dirhem) gümüşten fazla değildi.

Zeyd b. Ali, babası, dedesi yoluyla Ali b. Ebî Tâlib’in şöyle dediğini nakletti: Mehirde kolaylık gösterin, aşırıya gitmeyin. Çok mehir düşmanlığa sebep olur.

Zeyd b. Ali, babası, dedesi yoluyla Ali b. Ebî Tâlib’den şöyle nakletti: Bir adam, bir kadınla evlendiler fakat aralarında mehir belirlemediler. Daha sonra adam, mehrini vermeden ve kadınla münasebette bulunmadan öldü. (Ali b. Ebî Tâlib) şöyle dedi: O kadına miras vardır ve iddet beklemesi gerekir. Fakat onun mehir alması gerekmez. 

Nikâhta Veli ve Şahitler

Zeyd b. Ali, babası, dedesi yoluyla Ali b. Ebî Tâlib’in şöyle dediğini nakletti: Veli ve iki şahit bulunmaksızın nikâh geçerli olmaz. Bir dirhem veya iki dirhem (gümüş mehirle) de olmaz. Bir gün, iki gün süreyle de nikâh olmaz. Nikâhta şart yoktur.

Zeyd b. Ali, babası, dedesi yoluyla Ali b. Ebî Tâlib’in şöyle dediğini nakletti: Hayber senesinde Peygamber (sav) mut’a nikâhının (süreli nikâh) yapılmasından nehyetti.

Zeyd b. Ali, babası, dedesi ve Ali b. Ebî Tâlib yoluyla Peygamber (sav)’in şöyle dediğini nakletti: Bekâr evlenecek kimselere evlilik kararıyla ilgili kendilerine sorulur. Dediler ki: Bakire kızlar cevap verme konusunda utanırlar. Peygamber (sav) de, bakirelerin susması onların izin vermesi anlamına gelir, dedi…

Karı-Kocanın Akrabalarından Kendileriyle Evlenilmesi Haram Olanlar

Zeyd b. Ali, babası, dedesi yoluyla Ali b. Ebî Tâlib’in şöyle dediğini nakletti: Allah Teâlâ nesep yoluyla yedi kimseyi haram kıldı, sıhriyet (evlilik) sebebiyle de yedi kimseyi haram kıldı. Nesep yoluyla (kan bağı yoluyla akrabalık) evlenilmesi haram olanlar şöyledir: Anne, kız çocuk, kız kardeş, kız kardeşin kızı, erkek kardeşin kızı, hala ve teyzedir. Sıhriyet (evlilik bağı) sebebiyle de haram kılınanlar şöyledir: babanın annesi, oğlun karısı, kızıyla cinsel münasebette bulunulmuş olsun olmasın bu kadının annesi, annesiyle münasebette bulunulmuş kişinin kızı, eğer münasebette bulunulmamışsa bu kızla evlenilebilir. İki kız kardeşi aynı anda nikâhlamak da helal değildir. Sütanne ve süt kızkardeşi nikâhlamak da caiz değildir.

Nikâhta Denklik

Ebû Hâlid –Allah kendisine rahmet etsin– şöyle dedi: Zeyd b. Ali’ye nikâhta denklik hakkında sordum. O da şöyle dedi: İnsanlar birbirlerine denktirler. Arap olsun, Acem olsun Kureyşten olsunlar Haşimîlerden olsunlar Müslüman olduktan iman ettikten sonra dinleri birdir. Onların bize karşı denk hakları olduğu gibi bizim de onlara karşı denk haklarımız vardır. Kanları (öldürülmelerinin haram olması) ve diyetleri (hataen öldürme durumunda ödenecek fidye) birdir. Ve uymaları gereken Allah’ın hükümleri birdir. Bir kısmının diğerine karşı bir üstünlüğü bulunmamaktadır. Allah Teâlâ, “Müşrik kadınlarla iman edinceye kadar evlenmeyin” (Kur’ân 2: 221) buyurdu. Mümin Arap ve Acem Müslümanların, Arap olsun Acem olsun müşrik kadınların Müslüman oldukları takdirde onlarla evlenebileceğini söyledi. Azatlı köle olan Zeyd b. Hârise (ra), Zeyneb bint Cahş el-Kureşî ile evlendi. Bilal, Abdurrahman b. Avf’ın kız kardeşi Hâle bint Avf ile evlendi. Peygamber (sav)’in mevlâsı Ruzeyk de Amre bint Beşr b. Ebi’l-As el-Ümeyye ile evlendi. Muaviye’nin mevlası Abdullah b. Rezâh da Amr b. Harîs’in kızıyla evlendi. Ammâr b. Yâsir de Amr b. Harîs’in kız kardeşiyle evlendi…