10. Faiz

Faiz, İslam’da sosyal adaleti alt-üst eden bir kötülük olarak görülmüştür ve her şeyden önce İslam iktisat siyasetinde evrensel bir ilke olarak kabul edilen emek-değer dengesine aykırıdır. Günümüz İslam iktisadı çalışmalarında faiz, para ve malın değerini doğrudan etkileyen enflasyon, devalüasyon, arz-talep dengesi, merkez bankasının görevi gibi nedenlerden dolayı en çok tartışılan hususlardan birisidir; çünkü bu sayılan nedenler paranın veya malın değerini doğrudan etkilemektedir.

Faiz, Para ve Mübadele: el-Mevsılî

Telif hakları sebebiyle içerik yayınlanamamaktadır.

Dârü’l-Harpte Faiz Alıp Verme: İbn Kudame

İslam hukukunda Müslümanlar, İslam’ın evrensel ahlak-siyaset-iktisat ilkelerinin kabul edildiği İslami bir yönetim altında, yani “Dârü’l-İslam”da yaşıyorlarsa bazı dini görev ve sorumluluklarını yerine getirmemek için hiçbir mazeret kalmaz. Ancak İslami olmayan bir yönetim altında, yani “Dârü’l-Harp”te yaşıyorlarsa bu durumda bazı görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyebilirler. İşte tartışma konusu olan hususlardan birisi de “Dârü’l-İslam”da olduğu gibi Dârü’l-Harp’te faizin haram oluşunun devam edip etmediğidir.

Ebû Muhammed Muvaffakuddîn Abdullah b. Ahmed b. Muhammed b. Kudâme el-Cemmâîlî el-Makdîsî (ö. 620/1223), Hanbelî mezhebinin önde gelen fakih ve usulcülerindendir. Müellif fıkıh, kelam, hadis, hilaf, ferâiz, ensâb, Arap dili ve edebiyatı, hesap ve astronomi gibi dallarda otoriteliğinin yanında özellikle kelam ve fıkıh sahalarında verdiği eserlerle meşhur olmuştur. İbn Kudâme Hanbelî mezhebine mensup olmakla birlikte zaman zaman eserlerinde mezhebin genel görüşünün dışına çıkmıştır. Müellifin en önemli eseri Ebü’l-Kâsım el-Hırakî’nin Hanbelî fıkhında kâleme aldığı el-Muhtasar üzerine yaptığı el-Muğnî isimli şerhidir. Müellif bu eserinde Hanbelî mezhebindeki farklı görüşlerle tercih edilen mezhebin genel görüşüne yer vermiş aynı zamanda sahabe ve tâbiîn kavillerine, mezheplerin farklı görüşlerine delilleriyle yer vermiştir. Müellifin ders kitabı niteliğinde olan bir eseri de el-ʿUmde fi’l-fıkhi’l-Hanbelî olup eserde mezhepteki genel görüşleri zikredilerek, ayrıntıya yer verilmemiştir. Müellifin ders kitabı niteliğinde yazdığı, mezhepteki farklı görüşlerin delilleriyle yer verildiği bir eser de el-Kâfî fî fıkhi’l-İmâmi’l-mübeccel Ahmed b. Hanbel’dir.

Faiz, dârü’l-harpte de dârü’l-İslam’da haram olduğu gibi haramdır. Mâlik, Evzâî, Ebû Yûsuf, Şâfiî ve İshak böyle demiştir. Ebû Hanîfe de şöyle dedi: “Müslüman ile harbî arasında dârü’l-harpte fâiz olmaz. Dârü’l-harpte Müslüman olmuş iki kişi arasında da fâiz olmaz.” Mekhûl’den şöyle nakledilmiştir: Peygamber (sav) şöyle dedi: “Dârü’l-harpte harbîler ile Müslümanlar arasında fâiz olmaz.” Çünkü onların malları helaldir. Dârü’l-İslam’da bizim onlara dokunmamamıza neden olan onlara verdiğimiz emandır. Bu eman bulunmadığında onlara ve mallarına dokunmamız helâl hâle gelir. Bu konuda bizim delil aldığımız ayetler şöyledir: “Allah fâizli işlemleri haram kılmıştır” (Kur’ân 2: 275). “Fâiz yiyenlerin davranışı, şeytanın takılıp aklını çeldiği kimsenin davranışından farklı değildir” (Kur’ân 2: 275). “Müminler! Allah’tan korkun, faizden arta kalanı bırakın” (Kur’ân 2: 278). Bu konuda nakledilen rivayetler de fazlalığın haram olduğunu göstermektedir: “Kim artırır ya da daha fazlasını istemiş olursa faize girmiş sayılır” hükmü, bu konuda genel hüküm niteliğindedir. Bunun dışında nakledilen hadislerdeki ifadeler de genel olup faizin her durumda haram olduğunu gösterir. Dârü’l-İslâm’da haram olan bir şey dârü’l-harpte de haramdır. Faiz de böyledir. Onların bu konuda naklettikeri rivayet mürseldir. O’nun sıhhatini bilmiyorum. Onun da faizi haram kıldığı şekilde anlaşılması gerekir. Kur’ân, sünnet ile haramlığı sabit olan ve icmanın vuku bulduğu faizin dârü’l-harpte de haram olmasının meçhul bir habere istinad edilerek terkedilmesi caiz olmaz. Bu rivayet sahih kaynaklarda, müsnedlerde ve güvenilir kitaplarda yer almamaktadır. Bu rivayet aynı zamanda mürseldir (sahabe atlanmıştır). Rivayetteki, “Faiz olmaz” ifadesinin faiz haramdır şeklinde anlaşılması da muhtemeldir. Allah Teâlâ’nın da “Hacda kadına yaklaşmak, kötü söz söylemek ve dövüşmek olmaz” (Kur’ân 2: 197) şeklinde buyurduğu gibi bu fiillerin hacda yasak olduğunu göstermektedir...

İbn Kudâme, el-Muğnî, Dârü’l-Fikr, Beyrut, 1405/1985, I, 554, 555. 
Çeviren: Abdurrahman Yazıcı - Reşadet Ahmadov