10. Kadı, Hatîb ve Muhtesiplere Dair: Nizâmülmülk

Memleket kadılarının iş durumlarını tek tek bilmeleri, onlardan her kim âlim, dindar ve kanaatkâr ise, gönlü hıyanete kaymaması için onlardan her birine liyakatları ölçüsünde aylık vermeleri gerekir. Zira, bu, büyük, mühim ve nazik bir iştir. Çünkü, onlar Müslümanların kanlarına ve mallarına musallattırlar. İster cahillik, ister kasıtlı, isterse tabiatları icabı bir hüküm verip ve bir sicil düşünce, öteki hakimlerin o kötü hükmü imza edip, padişaha bildirmesi, azletmesi ve cezalandırması lazımdır.

Memurların (Gumâştegân) kadıyı desteklemeleri, kadı sarayında itibarını gözetmeleri gerekir. Eğer bir kimse güçlük gösterir ve mahkemede hazır bulunmazsa, ne kadar haşmetli olursa olsun, sertlik ile ve zor kullanarak) kadılık (makamında) hazır etsinler; Peygamber -salât ve selam üzerine olsun- in ashabı zamanında doğruluktan başka (bir şey) olmaması ve hiç kimsenin ayağını (mahkeme) hükmünden geri çekmemesi için (adaleti) bizzat yerine getirmişler, hiç kimseye havale etmemişlerdir. Âdem –selam üzerine olsun– zamanından şimdiye kadar her vakit her millet ve mülkde (insanlar) adalet dağıtmışlar, insafı gözetmişlerdir; doğruluk için çalışmışlardır; öyle ki, memleket onların hanedanında birçok yıllar karar kılmıştır.

Nizâmülmülk 1999. Siyâsetnâme, çev. Mehmet Altay Köymen, Ankara: Türk Tarih Kurumu, s. 29.