10. Yıldızların Görünmesi Üzerine: İbnu’l-Heysem

İbn el-Heysem’in Risâle fî Rüyet el-Kevâkib, (Yıldızların Görünmesi Üzerine) adlı makalesi, A. I. Sabra ve A. Heinen tarafından On Seeing the Stars, adıyla (Zeitschrift Für Geschichte Der Arabisch-Islamischen Wissenschaften, Cilt 7, 1991–92, Frankfurt, s. 31–72), Arapça kritik metin ve İngilizce çevirisiyle birlikte yayımlanmıştır. Makale bir kaç bakımdan önemlidir. İbn el-Heysem, bu çalışmasında eski dönemlerden beri doğa filozoflarının uğraştığı ve hâlâ psikologlar arasında tartışma konusu olan ve şimdilerde ’Ay Yanılsaması’ olarak atıfta bulunulan bir fenomeni, başka bir deyişle göksel bir cismin ufka yakın olduğunda daha büyük görünmesini ele almakta, göksel nesnelerin boyutsal olarak olduklarından daha büyük görünmesinin nedenlerini, psikolojik ve fiziksel yönleriyle tartışmaktadır. Olduğundan daha büyük görünmenin optik bir yanılsama olduğunu belirleyen İbnu’l-Heysem’in, konuya ilişkin atmosferik kırılmaya dayanarak geliştirdiği argümanı özellikle kayda değerdir. Bu makalenin yukarıda belirtilen İngilizce çevirisine ve kritik Arapça metnine dayanılarak, Türkçe çevirisi Hüseyin Gazi Topdemir tarafından İbnu’l-Heysem’in Yıldızların Görünmesi Üzerine Adlı Makalesi adıyla (Modern Optiğin Kurucusu İbn el-Heysem, Atatürk Kültür Merkezi, Ankara 2002) yapılmıştır.

Pek çok insan, tıpkı bir ortam (hava) içerisinde bulunan görsel bir nesnenin göz ve nesne arasında engel olmadığında algılanması gibi, gözün yıldızları, onlarla göz arasını birleştiren doğrusal çizgiler boyunca uzayan ışınlarla algıladığını düşünürler. Bununla birlikte optik biliminde uzmanlaşmış ve matematiksel bilimlerde tecrübe kazanmış kimseler ise yıldızların yalnızca bir doğrultu boyunca çıkıp eterde (esir) son bulan; daha sonra aksi bir doğrultuda kırılan, onun ortasından ta ki kendisinin çevrelediği yıldıza ulaşıncaya kadar uzaklaşan bir ışın aracılığıyla göründüğüne inanırlar. Bunun sonucunda yıldız bir doğrultu boyunca görünen büyüklüğünden daha küçük görünür. Çünkü gözden yıldızın çapının iki ucuna doğru çıkan iki düz çizgi, kırılarak ulaşan iki çizginin sınırladığı açıdan daha büyük bir açı oluştururlar. Zira zıt yönlerde kırılan iki ışın bu açı içerisinde düşerler ve bundan dolayı daha küçük bir açı oluştururlar. Fakat ışığın konumuna bağlı olarak bu konu her iki grup tarafından da düşünülmemiştir.

Büyük bilgin Ptolemaios’a gelince, o Optik kitabında ışının yıldıza doğrusal olarak ulaşmadığını, fakat yıldıza giderken eterin yüzeyinde kırıldığını açıkladı ve kısaca ışının kırılma biçimini betimledi. Ancak o ilgisini tek bir doğru çizgi üzerinde yayılan ve tek bir noktaya kırılan tek bir ışınla sınırladı. Çünkü onun amacı yalnızca kırılmanın biçimini göstermekti. O ne yıldızları gözün algılayış [biçimi], ne yıldızın içerdiği ışınım durumu, ne yıldızın görünüm açısı, ne de biri diğeriyle ilişkili olan ve bir görme açısı yaratan, ayrıca yıldızın çapının uçlarına doğru kırılarak onun çapının büyüklüğünün algılanmasını oluşturan iki ışının özel konumuna değinmedi. [Ptolemaios] aynı zamanda görsel bir nesnenin büyüklüğünün, eğer göz nesnenin içinde bulunduğu ortamdan daha yoğun bir ortam içerisindeyse ve eğer iki ışın gözden iki farklı ortam arasındaki sınırı belirleyen yüzeye çizilen dikmenin her iki kenarında uzayan nesnenin uçlarına kırılıyorsa, gerçek büyüklüğünden daha küçük görüneceğini belirtti. Fakat bu konumdan nesnenin, eğer su içerisinde bulunuyorsa, daha büyük, daha az yoğun içerisinde bulunuyorsa, daha küçük, görüneceği düşüncesi çıkmaz. (…)

Bundan dolayı, biz yıldızların algılanış biçimi ve yıldızın çapının uçlarına kırılan iki ışının biçimi ve bu iki ışının oluşturduğu açının büyüklüğü üzerine kısa bir tartışma yapacağız. (…) Açılar Zenite yakınlaştıkça daha küçük hale gelirler. Açılar azaldıkça kırılma miktarları da azalır. Aynı şekilde kırılma miktarı azaldıkça da kırılarak ve düz bir çizgi boyunca uzayarak yıldızın çapının uçlarına ulaşan iki ışının oluşturduğu iki açı arasında da o kadar fark olacaktır. Fark azaldıkça yıldızın kırılmaya bağlı olarak ve doğrudan doğruya görünen büyüklüğü arasındaki fark da azalacaktır. Bu yüzden yıldız tepe noktasına yaklaştıkça, onun görünen büyüklüğü de gerçek büyüklüğüne yaklaşacaktır.

Almagest’i okuyan pek çok kişide kuşku uyanabilir. Çünkü Ptolemaios Optik kitabında, görsel bir nesnenin gözün bulunduğu ortamdan daha az yoğun bir ortamda daha küçük görüneceğini, göze yakın bulunan ortam daha yoğun olduğunda da nesnenin daha küçük görüneceğini, ayrıca yıldızın bulunduğu ortamın havadan daha ince olduğunu belirtmektedir. Bu söylenenler Almagest ile yan yana koyulduğunda, Almagest’te yalnızca dünyayı çevreleyen nemden çıkan buharın göz ve yıldızlar arasına girmesinden dolayı onların ufukta daha büyük göründüğünü ileri sürmektedir. Bu iki cümle görünüşte birbirleriyle çelişkilidir.

Hem bundan ve hem de bu konunun esas değerinden dolayı, her iki ifadenin sağlamlığını gösterecek, güçlüğü çözecek ve yıldızın buharın gerisinde daha büyük göründüğünü gösterecek bir yol bulmalıyız.

Biz diyoruz ki, hava nemli buharla daha yoğun hale getirildiğinde, yıldızın buharın gerisinde daha önceki görünüşünden daha büyük görünmesi mümkündür. Bu durum yıldızlara ulaşan ışınların konumlarına göre farklılaşan çok sayıda duruma ve bunlarla birlikte yıldızların görünüşüne imkân verir. Bu durumları ayrıntılı olarak tartışabiliriz. Fakat bu incelemede benim amacım yıldızların buharın gerisinde daha büyük görünebilmelerini özetlemek ve göstermektir.

Diyelim ki Dünyayı çevreleyen buhar (nem) elementlerin konumlarının gerektirdiği biçimde, eterin yüzeyine ulaşmamış olsun, bu buhar gözlemcinin gözüne ulaşıncaya kadar sürekli genişleyecektir ya da daha az yoğun hava göz ile buhar arasında yerleşmiş olabilir. Her iki durumda da yıldızın buharın arkasında daha büyük görünmesi gerektiğini söylüyorum.

(…)

Ptolemaios’un Almagest’teki iddiası doğrudur. Optics’te söylediğiyle bu iddianın çelişkiye düşmeksizin buharın her ne kadar yıldızlar daha az yoğun ortam içerisinde bulunuyorlarsa da, yıldızların daha büyük görünmesinin nedeni olması olasıdır. Ayrıca yıldızın buhar olmaksızın ışığın kırılmasıyla göstermiş bulunuyoruz. Ve de bu söylediklerimiz aralarında birçok uzmanın da bulunduğu insanların düşünmüş olduğundan farklıdır.

Buharın konumundaki değişmeler, buharın değişen yoğunluğuna göre açıların büyüklüklerindeki değişme, bunların sonucunda yıldızın görünüşündeki değişme ve buharın farklılığından kaynaklanan durumlar gibi konuları biz ayrı bir incelemede tartışacağız. Burada sunulan kanıtlama yeterlidir. Bizim amacımız yıldızın buharın gerisindeki görünümüyle ve algılanmasını sağlayan ışının özel konumuyla ilgili zorluğu çözmekti. Yukarıda belirtilen genel sonuç bu amaç için yeterli olacaktır.

Topdemir, Hüseyin Gazi, “İbn el-Heysem’in Yıldızların Görünmesi Üzerine Adlı Makalesi”, Modern Optiğin Kurucusu İbn el-Heysem, Atatürk Kültür Merkezi, Ankara 2002.