17. Ordunun Çeşitli Milletlerden Teşkiline Dair: Nizâmülmülk

Bütün ordu bir soydan olduğu zaman, bundan tehlikeler doğar; çok çalışmazlar. (Ordunun) her soydan olacak şekilde karışık bulunması gereklidir. Dergâhta ikamet eden 2000 Deylemli ve Horasanlı lazımdır. Mevcut olanları muhafaza etsinler, geri kalanını (iki bine) tamamlasınlar. Eğer bunların bazıları Gürcü ve Fars Şebankârelerinden olursa, uygun olur. Zira, bu soy hep iyi insanlar olurlar.

Türk, Horasanlı, Arap, Hindu, Gurlu, Deylemli gibi her soydan askere sahip olmak, Sultan Mahmud’un âdeti idi. Seferde her gece her guruptan kaç kişinin muhafız nöbetçi olarak gideceğini belli ederlerdi ve gurubun (nöbet) yerini gösterirlerdi. Hiçbir gurup birbirinin korkusundan kendi yerlerinden kımıldamaya cesaret edemezdi: Birbirlerini gözlerlerdi ve uyumazlardı. Eğer savaş günü idi ise, her soy (mensubu), kendi ad ve şerefini (korumak) için çalışırlardı, ne kadar şiddetli olursa olsun savaşırlardı, öyle ki, kimse, “filan soy (mensupları) savaşta gevşeklik gösterdiler” diyemezdi ve hepsi de birbirinden iyi olduklarını göstermeye çalışırlardı. Savaş adamlarının prensibi böyle olduğundan hepsi sıkı çalışırlardı; şöhret peşinde koşarlardı. Netice olarak silahı ellerine aldıkları zaman düşmanı mağlup edinceye kadar geri adım atmazlardı.

Nizâmülmülk 1999. Siyâsetnâme, çev. Mehmet Altay Köymen, Ankara: Türk Tarih Kurumu, s. 72.