2. İnsanın İrade ve Kudreti: eş-Şehristânî

Kaza-Kader konusu, şüphesiz İslam düşünce tarihinde üzerinde ciddi tartışmaların yapıldığı ve özellikle Cehmiyye diye kendisine izafe edilen cebri anlayışın temsilcisi Cehm’in bu konu ile ilişkili düşünceleri yadırganamaz niteliktedir. Özet olarak bu konudaki düşünceleri şöyledir:

Sonradan yaratılan kudrete gelince, insan hiçbir şeye muktedir değildir; dolayısıyla istitaa (güç yetirme) ile nitelendirilemez. İnsan, fiillerinde mecburdur. Onun kudreti, irade ve seçimi yoktur. Allah Teâlâ, diğer cansızlarda yarattığı şekilde fiilleri kendisinde yaratır; ve fiiller kendisine, ağaç meyve verdi, su aktı, taş hareket etti, güneş doğdu ve battı… gibi cansızlara nispet edildiği şekilde mecazen nispet edilmektedir. Bütün fiiller cebri olduğu gibi, sevap ve ceza da cebridir. Böylece cebir sabit olunca teklif de cebren olur.

Cennet ve cehennemdekilerin hareketleri son bulacaktır. Cennet ve cehennem; cennet ve cehennem ehli oraya girip oranın nimetlerini tattıktan ve cezalarını çektikten sonra son bulacaktır. Zira hareketlerin, önceden sonsuz olmamaları düşünülemediği gibi, sonradan da sonsuz olmamaları tasavvur edilemez. Cehm, Allah Teâlâ’nın “hâlidine fihâ (orada ebedî kalacaklardır)” sözünü, tahlid (ebedî kılma) konusunda hakiki anlama değil, te’kid ve mübalâğaya hamletmiştir. Nitekim şöyle bir ifade vardır: Allah filanın mülkünü ebedî kılsın. Cennet ve cehennemin son bulacağına şu ayeti delil olarak getirmiştir: “Gökler ve yer devam ettikçe onlar da orada Rabbinin dilediği kadar kalıcıdırlar.” (Kur’ân11:108) Ayet şart ve istisnayı içermektedir. Halbuki huld (ebedilik) ve sonsuzlukta şart ve istisna söz konusu değildi.

eş-Şehristânî 1975. el-Milel ve’n-Nihal, Beyrut, I, s. 111–112. 
Çeviren: Osman Karadeniz