2. İnsanlarla İlgili Haberleri Konu Edinen Haberler İlminin Üstünlüğü: Yâkût el-Hamevî

Ebu’l-Hasen Ali b. Hüseyn şöyle söylemiştir: Ȃlimler şöyle söylemişlerdir: Ȃlimler, (geçmişe dair) haberlerle ilgili akıllarında bulunanları kayıt altına almış olmasalardı ve rivayetleri yazmasalardı, ilmin başı da sonu da kaybolup giderdi. Zȋrâ geçmişe dair haberler sayesinde; her bilgi, ortaya çıkarılmakta, her hikmet, kaynağından alınmakta, beyitler toplanmakta, düzgün konuşma sanatı öğrenilmektedir. Kıyas yapanlar, bu haberlere dayanarak kıyas yapmakta, (farklı) görüş sahipleri bunlar ile görüşlerine delil getirmektedir. Yine insanların bilgileri bunlardan öğrenilmekte, bilge kimselerin deyimleri bunların içinde bulunmakta, güzel ve üstün ahlak ilkeleri bunlardan alınmakta ve devlet idare etme âdâbı bunlar arasında aranmaktadır. Her bilinmeyen, bu haberlerle bilinmekte ve her ilginç bilgi bunlar arasından seçilmektedir. Bu haberleri konu edinen ilim, âlimlerin kendisinden yararlandığı, ahmak kimselerin bile kendisini dinlemekten zevk aldığı, akıllı kimselerin, meclisinde bulunmakla huzur bulduğu, hem özel kimselerin hem de halkın ilgi gösterdiği, Arap olsun Acem olsun herkesin rivayet etmeye yöneldiği bir ilimdir. Sonra bu ilimle, söz söyleme imkânı elde edilmekte, her makamda onunla süslenilmekte, her ortamda onunla güzellik kazanılmakta ve her toplantıda ona ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla bu ilmin üstünlüğü, her ilmin üzerindedir. Her kavrayışta bu ilmin rolü vardır. Kendini bu ilme verip, onun anlamını kavrayan, onun faydalarından yararlanan, onun büyüklüğünün farkında olan ve onu öğrenmenin sevincini yaşayan kimseden başkası bu ilmi öğrenmeye sabredemez ve onun kazanımlarını elde edemez.

Eskiden şöyle denilmiştir: “Soy ve geçmişe dair haberlerle ilgili ilim, kralların, önemli kimselerin ilgilendiği ilimlerdendir. Bu ilme ancak şeref sahibi kimseler yönelir ve ondan ancak aklı kıt olanlar geri durur.” Filozoflar şöyle söylemişlerdir: “Kitap ne güzel bir arkadaştır. O ne güzel bir saklanacak eşyadır. Dilersen onun harikalıkları seni oyalar, hikâyeleri seni güldürür. Dilersen onun öğütleri sana cesaret verir. Dilersen de onun ender rastlanır faydaları karşısında hayrete düşersin. O, önce olanı da, sonra olanı da, eksik olanı da, fazla olanı da, hazır olanı da, olmayanı da, her türlü şekli, her cinsi senin önünde toplar. O, ölmüş kimselerden söz eden bir ölüdür. Yaşayanlara tercümandır. O, cana yakın bir dosttur. Sen canlandıkça o da canlanır. Sen uyursan o da uyur. O, ancak senin arzu ettiklerini söyler. Ondan daha insaflı bir komşu, ondan daha içten bir dost, ondan daha mütevazı bir öğretmen, sana ondan daha çok yetecek, daha az yanlışlık yapacak, daha çok yararı olacak, daha ahlaklı, seni daha uzun süre sevinçli kılacak, senden daha az uzak kalacak, seninle daha güzel anlaşacak, seni daha çabuk ödüllendirecek ve sana daha az yük olacak bir arkadaş bilinmemektedir. Onunla meşgul olursan, o seni daha uzun süre yararlandırır, senin kişiliğini güçlendirir ve ilmini artırır. Ondan bir ay içinde insanlardan hayat boyu öğrenmediklerini öğrenirsin. O seni öğrencilerden gelecek sıkıntılardan, hem temel olarak hem de ayrıntılar açısından kendilerinden daha bilgili olduğun kimselere boyun eğmekten kurtarır. O, sana cefâ çektirmeyen bir öğretmendir. Onunla meşgul olmayı bıraksan da, onun sana olan faydası devam eder. 

Yâkût el-Hamevȋ 1400/1980. Mu’cemü’l-Üdebâ; nşr. Dâru’l-fikr; 1, s. 66–94. 
Çeviren: Ahmet Turan Arslan