2. Vakıf ve Hibe: el-Hırakî

Hanbelî mezhebinin fakihlerinden Ebû’l-Kâsım el-Hırâkî’nin (ö. 334/946) el-Muhtasar başlıklı eseri Hanbelî mezhebinde büyük öneme sahiptir. Bu eser, medreselerde okutulmuş ve üzerine şerhler yazılmıştır. Eser, Muvaffıkuddîn el-Makdisî (ö. 620/1223) tarafından yazılan el-Mukni’e varıncaya kadar yegâne Hanbelî fıkıh metni olma özelliğini korumuştur.

Kim akıl ve bedenen sıhhatli olduğu bir döneminde bir topluluğa, çocuklarına ve kendisinden sonra gelenlere, daha sonra da miskinlerin istifade etmesi şartıyla vakıfta bulunursa bu kişinin bu vakfettiği maldaki mülkiyeti biter. O vakfettiği şeylerin menfaatlerinden herhangi bir şeyi geri alması caiz olmaz. Eğer vakfederken ondan yiyebilmeyi şart koşmuşsa sadece şart koştuğu kadar ondan alabilir ve yiyebilir. Vakfedilen şeyden kalan ise oğlunun erkek çocuklarıyla kız çocukları (müellif çocukların bulunmadığı durumu kastediyor) arasında eşit olarak paylaştırılır. Eğer vakfeden kimse bir kısmına daha fazla almaları şeklinde vakıfta bulunmuşsa bu durumda alabilirler. Eğer onlardan hiç kimse kalmazsa bu durumda vakıf miskinlere intikal eder. Eğer onun kalanını miskinlere has kılmadıysa ve kendilerine vakıf yapılan miskinler de kalmazsa bu durumda vâkıfın mirasçılarına tekrar geri döner. Bu (Ahmed b. Hanbel’den nakledilen) bir rivâyettir. Bir başka rivâyete göre de, vâkıfın en yakın asabesine verileceği şeklindedir.

Eğer bir kişi ölüm hastalığına yakalandığı esnada vakıfta bulunursa veya öldükten sonra malım vakıftır derse, bu kişinin malından sadece üçte biri vakıf olarak kabul edilir. Fakat mirasçıları bu konuda izin verirlerse malın diğer kısmı da vakıf olarak geçerli olur.

Eğer vakıf harap olur zarar görürse ondan bir şey vakfeden kimseye geri dönmez. Bu harap olan şeyler satılır ve bunların bedeli ilk vakıfta olduğu gibi tekrar vakıf ehline vakfedilir. Vakfedilen bir atın durumu da böyledir. Savaş için gidemeyecek durumda olduğu için satılır, bedeliyle yeni at alınır…

Hibe eden kimse çocukları arasında birine diğerinden fazla verirse Peygamber (sav)’in yaptığı gibi bu durumda ona diğerine de aynısını vermesi emredilir. Eğer diğerine de aynı şekilde eşit vermeden önce ölürse sağlığında iken nasıl hibe etmişse o şekilde sâbit olur. Hibe eden kimsenin yaptığı hibeden dönmesi helal değildir. Hediye eden kimsenin de yaptığı hediyeden geri dönmesi câiz olmaz…

Eğer bu evim hayatta olduğun sürece veya hayatta olduğun sürece senindir derse, o ev o kişiye ait olur. Ölümden sonra ise mirasçılarına intikal eder.

Hırakî. Muhtasarü’l-Hırakî alâ mezhebi’l-İmâm Ahmed b. Hanbel, thk. Muhammed Zuheyr eş-Şâvîş, 1. bs., Dımaşk, Dârü’s-Selâm, t.y., s. 16, 107-109 
Çeviren: Abdurrahman Yazıcı - Reşadet Ahmadov