3. Şehitlik ve Gazilik

Allah yolunda öldürülen Müslümanlara şehit denir. İslâm’a şehitlik en yüce mertebelerin başında yer alır. Gazi ise din uğrunda savaşan mücahit demektir. Kur’ân-ı Kerim’de birçok âyette şehitliğin ve gaziliğin önemine ve Allah katındaki değerine dikkat çekilir.

Ayetler

“Allah yolunda öldürülenlere “ölü” demeyiniz. Zira onlar diridirler. Fakat siz farkında değilsiniz” (Kur’ân 2: 154).

“Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler ve yeryüzünde sefere çıkan veya savaşan kardeşleri hakkında ’Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi’ diyenler gibi olmayın. Allah bu kanaati onların kalplerine onulmaz bir hasret yarası olarak koydu. Can veren de Allah’tır. Alan da. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilir” (Kur’ân 3: 156).

“Sakın Allah yolunda öldürülenlerin ölü olduklarını sanma. Onlar diridir ve Rableri katında rızıklara mazhar olmaktadırlar” (Kur’ân 3: 169). “Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse işte onlar Allah’ın kendilerine lütufta bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kimselerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır” (Kur’ân 4: 69).

“O halde dünya hayatını âhiret karşılığında satanlar Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükafat vereceğiz” (Kur’ân 4: 74).

"De ki: Siz bizim için iki iyi şeyden birini (şehitlik veya gazilik) değil de illa kötü bir şey olmasını mı bekliyorsunuz? Fakat bilin ki, sizin kadar biz de Allah’ın kendi katından veya bizim vasıtamızla size bir azap vermesini bekliyoruz. Haydi bekleyin. Biz de sizinle birlikte beklemekteyiz” (Kur’ân 9: 52).

“Allah mü’minlerden mallarını ve canlarını kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar. Öldürür ve ölürler. Bu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da Allah’ın güvence altına aldığı gerçek bir vaadıdır. Verdiği sözü Allah’tan daha iyi tutan var mıdır? O halde onunla yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte bu gerçekten büyük bir kazançtır” (Kur’ân 9: 111).

“Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla zayi etmez. Allah onları muratlarına erdirecek, gönüllerini şâd edecek ve onları kendilerine tanıtmış olduğu cennete koyacaktır” (Kur’ân 47: 4-6).

Hadisler

Ümmü Hârise b. Sürâka diye bilinen Ümmü Rübeyyi’ bint Berâ, Nebî sallallahu aleyhi ve selleme geldi ve:

— Yâ Resûlallah! Bana oğlum Hârise’den haber verir misiniz? –Hârise Bedir Savaşı’nda şehit düşmüştü–. Eğer cennette ise sabredeceğim; böyle değilse onun için gözyaşı dökeceğim, dedi. Peygamber Efendimiz:

— “Ey Ümmü Hârise! Şüphesiz cennetin içinde cennetler vardır; senin oğlun bunların en yücesi olan Firdevs cennetindedir” buyurdu.

Buhârî 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-VIII, İstanbul, “Cihâd”, 14.

Câbir İbni Abdullah radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Babamın müsle yapılmış cesedi getirilip Nebî sallallahu aleyhi ve sellemin önüne konuldu. Yüzünü açmak üzere gittim, fakat oradaki topluluk bana engel oldu. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:

“Melekler ara vermeksizin onu kanatlarıyla gölgelendiriyorlar” buyurdu.

Buhârî 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-VIII, İstanbul, “Cihâd”, 20.
Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “Fezâilü’s-sahâbe”, 129-130..

“Allah Taâlâ’dan bütün kalbiyle şehitlik dileyen bir kimse, yatağında ölse bile, Allah ona şehitlik mertebesine ulaştırır.”

Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 157.

“Sizden biriniz karıncanın ısırmasından ne kadar acı duyarsa, şehit olan kimse de ölümden ancak o kadar acı duyar.”

Tirmizî 1413/1992. es-Sünen, I-V, İstanbul, “Fezâilü’l-cihâd”, 26.

Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

Amcam Enes b. Nadr radıyallahu anh Bedir Savaşı’na katılmamıştı. Bu ona çok ağır geldi. Bu sebeple:

— Yâ Resûlallah! Müşriklerle yaptığın ilk savaşta bulunamadım. Eğer Allah Taâlâ müşriklerle yapılacak bir savaşta beni bulundurursa, neler yapacağımı muhakkak Allah görür, dedi.

Uhud Savaşı’nda Müslüman safları dağılınca, Enes b. Nadr –arkadaşlarını kastederek– “Rabbim, bunların yaptıklarından dolayı özür beyan ederim” dedi. –Müşrikleri kestederek de– “Bunların yaptıklarından da uzak olduğumu arzederim” deyip ilerledi. Derken Sa’d b. Muâz ile karşılaştı ve:

— Ey Sa’d b. Muâz! İşte cennet. Nadr’ın Rabbine yemin ederim ki, Uhud’un yakınlarından ben onun kokusunu alıyorum, dedi. Sa’d (bu olayı anlatırken):

— Ben onun yaptığını yapmaya güç yetiremedim, yâ Resûlallah! dedi. Hadisin ravisi Enes, amcasıyla ilgili olayı şöyle anlatır:

Amcamı şehit edilmiş olarak bulduk. Vücudunda seksenden fazla kılıç darbesi, mızrak yarası ve ok izi vardı. Müşrikler ona müsle yapmış, uzuvlarını kesmişlerdi. Bu sebeple onu hiç kimse tanıyamadı. Sadece kız kardeşi parmak uçlarından tanıyabildi.

Enes, biz şu âyetin amcam ve onun gibiler hakkında inmiş olduğu görüşündeyiz, dedi:

“Mü’minler içinde öyle yiğit erkekler vardır ki, Allah’a verdikleri sözlerinde durdular. Onlardan kimi ahdini yerine getirdi (çarpışıp şehit düştü), kimi de sırasını bekliyor. Bunlar sözlerini asla değiştirmemişlerdir” (Ahzâb sûresi 33/23).

Buhârî 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-VIII, İstanbul, “Cihâd” 12. 
Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 148.

Tepeden tırnağa silâhlı bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve:

— Yâ Resûlallah! Sizinle birlikte önce savaşa mı katılayım, yoksa Müslüman mı olayım? dedi. Resûl-i Ekrem:

— “Önce Müslüman ol, sonra savaş” buyurdu. Bunun üzerine adam Müslüman oldu, sonra savaştı ve neticede şehit oldu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

— “Az çalıştı, çok kazandı” buyurdu.

Buhârî 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-VIII, İstanbul, “Cihâd” 13. 
Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 144.

“Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şey kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit, gördüğü aşırı itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.”

Buhârî 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-VIII, İstanbul, “Cihâd” 21. 
Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 109.

“Şehidin kul borcu dışındaki bütün günahlarını Allah bağışlar.”

Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 119.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâb arasında ayağa kalktı ve “Allah yolunda cihad ve Allah’a iman etmek amellerin en faziletlisidir” diye hatırlattı. Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp:

— Yâ Resûlallah! Şayet Allah yolunda öldürülürsem, bu benim günahlarıma kefâret olur mu? diye sordu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona:

— “Evet, şayet sen sabrederek, ecrini de sadece Allah’tan bekleyerek, cepheden kaçmaksızın düşmana karşı koyup Allah yolunda öldürülürsen, günahlarına kefâret olur” buyurdu. Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

— “Nasıl demiştin?”diye sordu. Adam:

— Şayet ben Allah yolunda öldürülürsem günahlarıma kefâret olur mu? diye sözünü tekrarladı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona:

— “Evet, şayet sen sabrederek, ecrini sadece Allah’tan bekleyerek, cepheden kaçmaksızın düşmana karşı koyup Allah yolunda öldürülürsen, günahlarına kefâret olur. Ancak borçların bunun dışındadır. Bunu bana Cibrîl söyledi” buyurdu.

Müslim 1413/1992. el-Câmi’u’s-sahîh, I-V, İstanbul, “İmâre”, 117. 
Çeviren: Abdülkerim Özaydın – Casım Avcı