3. Terekenin Üçte Birini Vasiyet: eş-Şeybânî

Muhammed b. Yakub, Ebû Hanîfe’den şöyle nakletti: Bir adam terekesinin üçte birini üç tane anne tarafından üvey kardeşine, fakirlere ve miskinlere vasiyet etse anne bir kardeşlere beş hisse üzerinden üç hisse düşer. Fakirlere bir hisse, miskinlere de bir hisse düşer. Eğer üçte birini bir şahıs ve miskinler için vasiyet etmiş olursa iki hisseden bir pay miskinlere bir pay da kendisine vasiyette bulunulan şâhsa verilir.

Bir adam, bir kişiye yüz, bir başka kişiye de yüz (dinar) kıymette vasiyette bulunursa, daha sonrada başka birisine, “seni onlara ortak yaptım” derse bu durumda kendisine vasiyet edilen kimseye her bir yüz (dinar) kıymetteki malın üçte biri vardır. Yakub ve Muhammed şöyle dedi: Eğer bir adama dört yüz kıymette, başka birine de iki yüz kıymette vasiyette bulunursa, daha sonra da diğerine “seni onlara ortak yaptım” derse kendisi lehine vasiyette bulunulan kişi, onların paylarından her birinin yarısı kadar payı almış olur.

Eğer adamın birisi, “Malımın altıda birisi, şu kişiye aittir” derse, daha sonra o mecliste veya başka bir mecliste “onun için malımın üçte biri vardır” derse ve mirasçılar da buna onay verirlerse kendisi lehine vasiyette bulunulan bu kişi terekeden üçte birlik payı almış olur. Eğer, “malımın altıda biri şu kişi içindir” derse, daha sonra o mecliste veya başka bir mecliste, “malımın altıda biri şu kişi içindir” derse hakkında vasiyette bulunulan bu kişiye terekeden sadece altıda birlik bir pay vardır.

Eğer adamın birisi malından bir kısmını vasiyet ederse, bu vasiyet ettiği miktar mirasçılarından herhangi birisinin alacağı kadar bir pay ise, mirasçılar da terekeden yapılan üçte biri aşan vasiyet konusunda izin vermiş olurlarsa o kişiye terekeden mirasçılardan birisinin alacağı pay kadar verilir. Fakat bu hisse terekenin altıda birinden fazla olamaz. Yakub ve Muhammed şöyle dedi: Onlardan birisinin hissesi gibidir. Onların hissesi üçte birden fazla olamaz. Sadece mirasçılar izin verirse üçte birden fazla da olabilir...

Bir adam yabancı birisine ve mirasçısına vasiyet ederse bu durumda vasiyetin yarısı o yabancıya verilir. Mirasçıya yapılan vasiyet ise hükümsüz kalır.

Bir adamın üç elbisesi vardır. İyi, orta ve kötü vasıflardadır. Bunlardan her birisini bir adama vasiyet etmiş olsa, hangi elbisenin vasiyet edilmiş olduğu bilinmese, mirasçılar da bu duruma razı olmazlarsa yapılan vasiyet hükümsüz kalır.

Eğer iki çocuk babalarından kendilerine intikal eden malı biner (dinarlık) kıymette paylaşırlarsa ve daha sonra onlardan birisi babasının başka birisine malının üçte birini vasiyet etmiş olduğunu ikrar ederse, mirasçılardan mukırr (itiraf ve ikrar eden) kendi elinde terekeden intikal eden malın üçte birini o kişiye verir.

Eğer bir adam üç dirhemin üçte birini birisine vasiyet ederse, iki dirhem kaybolur bir dirhem geride kalırsa, bu üçte birden çıkartılmış olur ve dirhemin tamamı ona ait olur. Aynı şekilde aynı cins elbise de böyledir...

Eğer kişi bir adama vasiyet ederse kabul ve reddi vasiyet edenin hayatta olduğu vakitte olursa bu vasiyet geçersiz olur.

Bir hayvanın henüz daha doğurmadığı ve rahminde olan şeyin vasiyet edilmesi caizdir. Fakat onun hibe edilmesi caiz değildir.

Savaş hali bulunan harbî olarak adlandırılan kimselerin lehine yapılan vasiyet hüküm ifade etmez. Eğer kendileriyle savaş hali bulunan toplumdan olan harbî kişi eman olarak Müslümanların ülkesi olan dârü’l-İslâm’a girerse ve girdikten sonra bir Müslümana veya bir zımmîye vasiyette bulunursa bu câizdir.

Bir adam altı yüz dirheme ve üç yüz dirhem kıymetinde bir câriyeye sahipse daha sonra bu câriyeyi bir adama vasiyette bulunur ve kendisi ölürse, taksimden önce üç yüz dirhem kıymetinde bir çocuk doğarsa annenin ve çocuğun üçte biri kendisine vasiyette bulunulan kişiye âittir. Ebû Yusuf ve Muhammed şöyle dedi: O ikisinden her birinden üçte iki pay vardır. Eğer çocuğu terekenin taksiminden sonra doğurursa o kendisine vasiyet edilen kişiye ait olur.

eş-Şeybânî, İmâm Muhammed 2009. el-Câmiu’s-sağîr, thk. Mehmet Boynukalın, 1. bs., İstanbul, Ocak Yayıncılık, s. 287-290.  
Çeviren: Abdurrahman Yazıcı - Reşadet Ahmadov