4. Bölüm: Bilim Üreten Milletler

Bilimi üreten tabakat Allah’ın kendi yarattıkları içinden seçtiği seçkinlerden oluşur. Onlar ilgilerini insan ırkını yöneten ve doğasını (davranışlarını) düzenleyen ruhun saflığına ulaşmaya odaklarlar. Onlar, ruhlarında hiddetle yarışan ve hayvani (fiziksel) güçleriyle gurur duyan Çinliler, Türkler ve onlara benzeyen diğer halklara çekici gelen değerleri göz ardı etmişlerdir. Bu milletler kimi açıdan kendilerinden üstün olan hayvanlarla bazı nitelikleri paylaştıklarını bilirler. Örneğin, arılar yiyeceklerini depolamak için inşa ettikleri hücrelerin mükemmel şekilleri ve ince yapıları sayesinde üstünlüklerini kanıtlarlar. Dikkatli örümcekler ise yuvalarının ağlarını birbirleriyle kesişen halkalarla uyumlu olacak şekilde inşa ederler.

Diğer hayvanlar öyle sıra dışı işler ve garip faaliyetler yaparlar ki Araplar birçok atasözünde bunları kullanırlar örneğin; ’Larvadan daha çalışkan’ bu kurtçuk türü küçük tahtalardan kare şeklinde bir ev inşa etme yeteneğine sahiptir. Başka bir atasözü ise; “bir tanuttan (ispinoz kuşundan) daha becerikli” şeklindedir. Bu kuşun, inşa etme konusundaki üstün yeteneği, bir ağaçtan sarkan bir yuva yapmasını sağlar. Cesaret ve atılganlık bakımından aslan, kaplan ve diğer vahşi kediler insanoğlundan daha üstündür. Ve insanoğlu hiçbir zaman aksi şekilde davranmamıştır. Cömertlik ve açgözlülük gibi bazı özelliklerde hayvanlar insanları geçerler. Araplar bunları da atasözlerinde kullanırlar. Örneğin, “bir horozdan daha cömert, bir kurttan daha açgözlü, bir sinekten veya bir aslandan daha cesur, bir tilkiden ya da bir kertenkeleden daha kurnaz, bir köpekten daha mütevazı, bir yılandan daha güçlü, bir karınca veya kurttan daha çalışkan, bir devekuşundan daha kayıtsız, bir posta güvercininden daha iyi yolunu bulan, bir kargadan daha dikkatli, bir köpekten daha açgözlü, bir böcekten daha dayanıklı, bir tilkiden daha kurnaz, yaşlı bir attan daha hasta, bir bülbülden daha çekingen ve bir deveden daha sevecen.”

Algılarda keskinliğe ve fiziksel güce geldiğimizde hayvanların paylaşımının insanoğlundan daha geniş bir yeri kapladığını kimse inkâr edemez. Bu nedenle, Araplar birçok atasözünde, “bir şahinden veya bir attan daha keskin görüşlü’, ’bir kurttan ya da sırtlandan daha zinde’, ’bir karıncadan daha güçlü’ (çünkü kendi ağırlığının birkaç katındaki tohumu rahatça kaldırabilir), ’bir maymundan, bir kirpiden ya da çöldeki bir attan daha iyi duyan’, ’bir aygırdan daha hızlı’. Arapların, hayvanların çeşitli özellikleri ile ilgili pek çok benzer atasözleri vardır.

İnsani değerleri, insan erdemlerinin yüceliğini ve insanların diğer yaratıklara karşı üstün olduğunu gösteren muteber vasıflara ve asil akla mukabil olarak bilim adamları ortaya çıktı. Bu bilim adamları, insanlar ve hayvanlar arasındaki bütün benzerlikleri ortadan kaldırmış ve insan ırkını aslan ve kaplanların üzerine yüceltmişlerdir. Bu bilim adamları, karanlık içindeki meşalelerdir. Onlar, hikmetin rehberleri, insan ırkının efendileri ve milletlerin seçkinleridir. Onlar Tanrı’nın onlardan ne istediğini anlamışlar ve onlara işaret edilen görevi bilmişlerdir. Allah’ın rahmeti onların üzerine olsun. Eğer onlar olmasaydı, Dünya ne perişan olurdu.

Daha önce bahsettiğimiz gibi, bilimi üreten tabakat yedi milletten oluşur. Bizim amacımız onların bilimini tanıtmak ve bilim adamlarına dikkat çekmektir. Allah’ın izniyle, kısa ve öz bir şekilde, bunu yapmaya başlayalım.