4. Muhadram Şairler

Arapça “muhadram” kelimesi, “iki şeyin birbirine karışması” anlamına gelen hadrama kelimesinin çoğuludur. Muhadram terimi, Arap edebiyatında hayatının bir kısmını Câhiliye Dönemi’nde, diğer kısmını da Müslüman olarak geçirmiş olan Lebib el-Amirî, Ka’b bin Züheyr, Hassân b. Sâbit, Nâbiğa el-Ca’dî, Ebû Züeyb el Hüzelî gibi şairler için kullanılmaktadır.

Kasîde-i Bürde: Ka’b b. Züheyr

Telif hakları sebebiyle içerik yayınlanamamaktadır.

Hassân b. Sâbit

Hassân b. Sâbit b. el-Münzir el-Hazrecî el-Ensârî (ö. 60/680?), Peygamber şairi olarak tanınan sahabîdir. Hz. Peygamber’i, ashabını ve İslam dinini övdüğü, müşrik şairler tarafından Hz. Peygamber’e karşı yöneltilen hicivlere cevap verdiği için kendisine Şâriu’n-Nebî (Peygamber şairi), Ebû’l-Hüsâm (Keskin kılıç) ve Ebû’l-mudarrib (İyi savaşçı) denmiştir. Kaynaklarda uzun bir hayat yaşadığı bildirilen Hassân b. Sâbit, hayatının yaklaşık yarısını geçirdiği İslam öncesi dönemde kabile şairi ve saray şairi olarak geçimini sadece şiirle sağlamaktaydı. Bir yandan şiirleriyle mensubu olduğu Hazrec kabilesini düşmanlarına karşı müdafaa ederken diğer yandan Gassânî ve Hîre hükümdarlarını ziyaret edip onları şiirleriyle överek ihsanlarına kavuşmakta idi. Altmış yaşlarında ikinci akabe biatında Müslüman olduktan sonra sanatını Hz. Peygamber’i ve İslam’ı müdafaa yolunda kullanmaya başladı. Hassân b. Sâbit ile birlikte Hz. Peygamber’i öven ve müşrik şairlerin hicivlerine cevap veren Ka’b b. Mâlik, Ka’b b. Züheyr ve Abdullah b. Revâha gibi şair sahabilerin başlattıkları edebî hareket daha sonra Arap, Türk ve Fars edebiyatlarında gelişen na’t geleneğini doğurmuştur. Aşağıda Hassân b. Sâbit’e ait, Hz. Muhammed’i övdüğü bazı beyitlerin çevirileri sunulacaktır.

Gözlerim senden güzelini görmedi asla
Senin gibisini doğurmadı hiçbir ana
Yaratılmışsın her türlü kusurdan müberrâ
Sen nasıl dilemişsen öyle yaratmış seni Hak Teâlâ

Her ne zaman görünse alnı kapkaranlık gecede
Pırıl pırıl yanan gece lambası gibi parlayıverir
Kim Ahmed gibi olmuş veya olabilir
O hakkın nizamı veya mülhidin felaketidir.

Efendimizdir, üzerinde Allah’ın bahşettiği
Peygamberlik mührü vardır açıkça görülür
Müezzin beş vakit namazda ’Eşhedü’ derken
Allah onun ismini kendi ismiyle birleştirmiştir
Onu yüceltmek için onun ismini kendi isminden türetmiştir
O (Allah) arşın sahibi Mahmud, bu (peygamber) ise Muhammed’dir
Bize gelen bir peygamberdir o ümitsizlikten ve
Her yerde putlara tapıldığı peygamberlerin fetretinden sonra
O ışık saçan bir kandil oldu bize
Işık saçan bir kılıç gibi yol gösterici
Ateşten sakındırdı bizi cennetle müjdeledi
Allah’a hamdolsun ki İslam’ı öğretti
Sen (Allah’ım) yaratıkların Rabbi ve yaratıcısısın
Ömrüm oldukça halk içinde buna şahadet ederim
Senden başka bir ilaha dua edenin sözünden berisin
İnsanların Rabbisin, yüceler yücesisin
Yaratansın nimetleri verensin
Sadece senden hidayet diler ve sana ibadet ederiz.

(Hz. Peygamber’in defnedildiği gün şöyle demiştir:]
Defnetseydiniz ya Allah’ın Resulünü tütsü ve kâfurla dolu
Mis gibi kokulu bir sepetin içinde

(Mekke’nin fethi esnasında şöyle demiştir:]
Olmaz olsun atlarımız görmezseniz onları
Tozu dumana katarak Kedâ’ya varırken

Ya yolumuzdan çekilirsiniz umre yaparız
Fetih gerçekleşir ve örtü kalkar
Ya da bir günün savaşını beklersiniz
Allah onda dilediğini aziz kılar
Cibril bizimledir Allah’ın emin kulu
Rûhu’l-kuds’tür yoktur eşi benzeri
Allah buyurdu: Ben bir kulumu gönderdim
Hakk’ı söyleyen, eğer bu imtihan fayda verirse
Ben ona şahadet ettim, haydi kalkın onu tasdik edin siz de
Ancak siz dediniz ki: Kalkmayız da istemeyiz de
Allah buyurdu: Ben bir ordu yürüttüm
İşte onlar Ensar’dır, savaş meydanının erleridir
Bize her gün Maad kabilesinden ya sövgü, ya savaş veya yergi gelir.

Bizi yerene sağlam kafiyelerle cevap verir, kan gövdeyi götürdüğünde de savaşırız
Benden Ebû Süfyan’a söyleyin şunu ki, seni korkak, yüreksiz, ciğersiz
Seni köle olarak terk etti kılıçlarımız.
Abduddâr (kabilesinin) efendileri ise cariyeler oldu.
Sen Muhammed’i hicvediyorsun, ben de sana cevap veriyorum
Ve bunun için Allah’tan ecir ümit ediyorum
Sen onu hicv mi ediyorsun, sen onun dengi değilsin
Senin gibi şerli, onun gibi hayırlıya feda olsun
Ne fark eder ki sizden herkim onu ister hicvetsin
İsterse methetsin veya yardım etsin
Babam, onun babası ve benim şerefim
Size karşı onun şerefini koruyacaktır

Dilim keskindir hiçbir kusuru yoktur
Dilim denizimdir bulanıklaştıracak kova yoktur.

Dîvânu Hassân b. Sâbit el-Ensârî, Tahkik ve şerh: Ömer Faruk et-Tabbâ’, Dâru’l-kalem, Beyrut, t.y., s. 12-13, 14, 49, 60.
Çeviren: Yılmaz Özdemir