4. Üç Kardeş Meselesi: el- Eş’arî ile el-Cübbaî Arasındaki Tartışma

“Üç kardeş meselesi” bir problem olarak, Mutezile’nin “adl” (adalet) ilkesi bağlamında “kul için en iyi olanı yaratmak Allah için zorunludur” şeklinde ifade edilen görüşüne tepki maksadıyla ortaya konulmuştur. Allah’a hiçbir şeyin vacip olmayacağı görüşünü benimseyen Eş’arî, bunu ispat etmek için, senaryo şeklinde bir “üç kardeş meselesi” tasarlamış ve hocası el-Cübbaî’ye biri mümin, diğeri kâfir, üçüncüsü de henüz çocukken ölen üç kardeş hakkındaki kanaatini sormuştur. Cübbaî; birincisinin cennete, ikincisinin cehenneme konulacağı, üçüncüsünün ise azaptan kurtulmakla birlikte cennete giremeyeceği şeklinde cevap vermiştir. Bunun üzerine Eş’arî üçüncü kardeşin şöyle itiraz edebileceğini söyler: “Rabbim! Bana ömür verseydin de sana iman ve itaat ederek yaşasaydım ve cennete girseydim. Zira benim için en iyi olanı (aslah) yapman gerekirdi.”

Cübbaî bu itirazı, Allah’ın söz konusu çocuk için en uygun olanı yarattığını, zira yaşadığı takdirde asi olup cehenneme gireceğini söylemek suretiyle cevaplamışsa da, Eş’arî bu çözümün kâfir olarak ölen kardeşe uygun düşmediğini hatırlatmış ve kendisinden tatminkâr bir cevap alamadığını ifade etmiştir. Bu mesele, her ne kadar Eş’arî’nin Mutezile’yi terk ediş sebebi olarak gösterilse de bazıları, kendisinin bu soruları Mutezile’yi terk ettikten sonra ilahi bilgi ve adalet görüşlerinin tutarsızlığını göstermek amacıyla ortaya attığını ileri sürerler. “Üç kardeş meselesi”, çoğunlukla Mutezile’nin “aslah” anlayışıyla irtibatlandırılarak anlatılır. Halbuki aslah telakkisini Bağdat Mutezilîleri benimseyip Allah’a vacip görürken Basra Mutezilîleri bunu vacip değil, bir ilahî lütuf olarak kabul ederler. Basra Mutezilîleri’den olan Cübbaî’nin de aslah fikrini savunmadığına, hatta aleyhinde kitap yazdığına dair görüşler bulunmaktadır.

Şehristânî’nin aktardığına göre, Eş’ariliğin kurucusuyla ilgili tuhaf rastlantılar vardır. Onun savunduğu fikirler, Ebû Musa el-Eş’arî tarafından da aynen dile getirilmiştir. Bilindiği üzere Ebû Musa el-Eş’arî ile Amr b. el-As arasında bir münazara yaşanmıştı. Aralarındaki diyaloğun bir kısmı şöyledir:

Amr: Rabbim önünde muhâkemeleşebileceğim birini nerede bulabilirim?
Ebû Musa: Aradığın kişi benim.
Amr: Allah hakkımda bir şey takdir ettikten sonra bu yüzden bana azap edebilir mi?
Ebû Musa: Evet!
Amr: Niçin?
Ebû Musa: Çünkü O sana zulmetmez.

Bu cevap karşısında Amr (radıyallahu anh) sustu, karşılık veremedi.