5. Annesi Âmine Hz. Peygamber’i Anlatıyor

İslâm kaynaklarında Hz. Muhammed’in (sav) ana rahmine intikalinden doğumuna kadar geçen zaman içinde bazı olağanüstü olayların meydana geldiği ifade edilmektedir. Buna göre Âmine, Hz. Peygamber’e hamile olduğu sırada bir rüya görmüş, rüyada kendisine şöyle denilmiştir: “Şüphesiz sen bu ümmetin efendisi olacak önemli bir çocuğa hamilesin. Çocuk doğduğunda ona Muhammed veya Ahmed adını ver. Onu kem gözlerden, kıskanç bakış ve tavırlardan koruması için Allah’a sığın”

Annesi Âmine hamileliği sırasında kendisinden yükselen bir nurun Busrâ saraylarını aydınlattığını da görmüştü. Âmine’nin hamileliğe bağlı herhangi bir hastalık, sıkıntı ve zorluk yaşamadığı, doğum sancısı çekmediği de belirtilmektedir. Yine Peygamberimiz (sav) sünnetli olarak doğmuştu. Ayrıca melekler tarafından yıkanmış ve sırtına, iki omuzunun arasına peygamberlik mührü vurulmuştu.

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Ben atam İbrahim’in duası ve kardeşim İsa’nın müjdesiyim. Annem bana hamile iken kendisinden yükselen bir nurun bütün Suriye saraylarını aydınlattığını görmüştür.”

İbn Hişâm 1355/1936. es-Sîretü’n-Nebeviyye, nşr, Mustafa es-Sekkâ ve dğr., I-IV, Kahire, I-II, 157-158, 166; İbn Sa’d 1388/1968. et-Tabakâtü’l-kübrâ, nşr. İhsan Abbas, I-IX, Beyrut, I, 98-99

Hz. Peygamber altı yaşına geldiğinde annesi Âmine onu câriyesi Ümmü Eymen’le birlikte yanına alarak Yesrib’e (Medine) götürdü. Burada hem babası Abdullah’ın mezarını, hem de Abdülmuttalib’in annesi dolayısıyla ailenin dayıları sayılan Benî Neccâr mensuplarını ziyaret ettiler. Âmine Mekke’ye dönerken Medine’ye yaklaşık 190 km. mesafede bulunan Ebvâ’da hastalandı ve genç yaşta vefat etti. Âmine, ölümünden önce küçük yavrusu Hz. Muhammed’e bakarak şöyle dedi:

“Ey, çekilen dehşetli ölüm okundan Allah’ın lütfu ve yardımı ile yüz deve karşılığında kurtulan zâtın oğlu! Allah seni mübarek kılsın, ömrünü ve neslini bereketlendirsin. Eğer rüyada gördüklerim doğruysa kerem sahibi Yüce Allah seni insanlığa helal ve haramı bildirmek üzere peygamber olarak göndermiştir. Seni, atan İbrahim’in tevhid inancını devam ettirmek üzere seçmiş, asırlardır devam eden putperestliğe bulaşmaktan korumuştur. Her yaşayan ölür. Her yeni eskir. Her çok azalır. Her büyük yok olur. Şüphesiz ben de öleceğim, ama devamlı anılacağım. Çünkü dünyaya oğlumu hayırlı bir gelecek olarak bırakıyorum”.

Diyarbekrî 1283. Târîhu’l-Hamîs, Kahire, I, s. 229–230 
Çeviren: Abdülkerim Özaydın – Casim Avcı