5. Kelam İlminin Eğitim-Öğretimi: el-Pezdevî

Ebû’l-Yusr, İbn Küllâb ve İmam Eş’arî’yi Ehl-i Sünnet’ten sayar; fakat Ehl-i Sünnet’e muhalif fikirlerinden söz eder ve gerektiği yerde onları eleştirir. Usulü’d-din adlı eserinde, İlm-i Kelam öğrenmenin mübah, hatta farz-ı kifaye olduğunu ehl-i hadise karşı savunmuştur.

Pezdevî, kitabının önsözünde, kendisinden önce tevhid ilmiyle ilgili olarak kaleme alınan, filozof, Mutezile, Eş’arî ve Mâturîdî gibi pek çok âlimin eserlerini incelediğini belirtir. Kitabını yazma konusunda da, kendi ecdadının, İmam Mâturîdî’nin kitaplarını iyice öğrenip bellediklerini, ancak Kitabu’t-Tevhid’inde bazı kapalılık ve uzatmaların, tertibinde ise bir nevi zorlukların bulunduğunu ve böyle olmasaydı kendisine kâfi geleceğini ifade eder.

Tevhid İlmi’nde öncekilerin yazdıkları kitaplara baktım, ki bazıları İshak el-Kindi, el-İsfizari ve diğerlerine ait felsefe ile ilgilidir; bunların hepsini doğru yoldan ayrılmış ve sağlam dinden sapmış gördüm. Bu kitaplara nazar etmek caiz değildir; çünkü onlar tehlikeye çeker. Onlara dayanmak ve nazar etmek caiz değildir; şüphesiz onlar, her ne kadar Tevhid ismini taşısa da, şirkle doludur. Bundan dolayı Ehl-i sünnet ve’l-cemaatten eski âlimler (mutekaddimin) onların kitaplarından hiçbir şeye dokunmadılar.

Aynı şekilde, Abdulcebbar er-Razi, Cübbai, Ka’bi, Nazzam ve diğer Mutezilenin bu alanda tasnif ettiklerine baktım; şüphe ortaya çıkmasın, inanç zayıflamasın ve onlara yaslananın bid’ata düşmesine sebep olmamak için bu kitaplara dokunmak ve nazar etmek caiz değildir. Bundan dolayı da Ehl-i sünnet ve’l-cemaatten eski âlimler onların kitaplarından hiçbir şeye tutunmadılar…

Yine bu ilimde, Ebû’l-Hasan el-Eş’arî ve diğerlerine ait yüze yakın kitaba baktım... Eş’arî, Mutezile mezhebini tashih için pek çok kitap yazdı; şüphesiz o, başlangıçta Mutezile mezhebine inanıyordu; sonra Allah kendisine Mutezile’nin sapıklığını beyan etti de inandığı görüşlerinden tevbe etti... Mutezile’nin yazdıklarını nakzeden kitap tasnif etti. Şafii’ye mensup olanlar, Eş’arî’nin üzerinde karar kıldığı şeyleri aldılar. Şafii ashabı, Eş’arî’nin mezhebine uygun eserler telif ettiler. Şu kadar var ki Ehl-i sünnet ve’l-cemaatten arkadaşlarımız, Ebû’l-Hasan Eş’arî’nin, inşallah meseleleri ele alırken açıklayacağımız üzere, tekvin-mükevven birdir ve aynıdır, gibi bazı meselelerde hatalı buldular. Ebû’l-Hasan Eş’arî’nin hata ettiği meselelere vakıf olan ve hatasını anlayan için onun kitaplarına bakma ve tutunmada bir beis yoktur. Nitekim pek çok arkadaşlarımız kitaplarına tutundular ve onlara nazar ettiler. Onlar, Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’ın ileri gelenleridir.

Ebû’l-Hasan el-Eş’arî’den daha önce, Ebû Muhammet Abdullah b. Said b. Kullâb el-Kattân, bu sahada pek çok kitap yazdı; lakin onlardan hiçbiri elime geçmedi. Sözlerinin hepsi Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’ın sözlerine uygundur. Ancak on kadar meselede Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’a muhalefet etmiştir; inşallah meseleleri inceleme esnasında açıklayacağımız üzere, o konularda hata etmiştir. Hangi meselelerde hata ettiğini bilen için onun kitaplarına tutunmada ve onlara nazar etmede bir beis yoktur.

Tevhid ilminde, Ehl-i sünnet ve’l-cemaat mezhebi üzere, Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’ın önde gelenlerinden keramet sahibi Şeyh İmam Zahid Ebû Mansur el-Mâturîdî es-Semerkandi’ye ait bir kitap buldum… Şu kadar var ki Şeyh İmam Ebû Mansur el-Mâturîdî’nin (rahimehullah) Kitabu’t-Tevhid’inde bazı kapalılık ve uzatmalar, tertibinde ise bir nevi zorluklar mevcuttur. Böyle olmasaydı kendisiyle yetinmiş olacaktık.

Bazı Semerkant ehli bu konuda eserler yazdılar; lakin bunlar yeterli değildir. Bu sebeple bu konuda, Hz. Peygamber, sahabe ve onlardan sonra gelen salihlerin yolu olan, Ehl-i sünnet ve’l-cemaat üzere, açık ve muhtasar bir kitap yazmayı düşündüm…

Âlimler, Kelam İlmi’ni öğrenme, öğretme ve bu konuda eser yazma hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları şöyle dedi: Bütünüyle hepsi caizdir. Bu görüş, bütün Ehl-i sünnet ve’l-cemaat kelamcıların görüşüdür. Bu görüş aynı zamanda Eş’ariyye ile Mutezile’nin de görüşüdür. Bazıları da bunun caiz olmadığını söylemişlerdir. Muhaddislerin çoğu bu görüştedir.

Öğrenilmesi, öğretilmesi ve hakkında eser yazılması konusunda ihtilaf edilen Kelam İlmi; dinin asılları (usulu’d-din) olan meselelerin açıklanmasından ibarettir ki öğrenilmesi farz-ı ayındır. Ebû Hanife (ra), bu ilmi öğrenmiş ve Mutezile ve bütün ehl-i bid’at ile münazaralarda bulunmuştur. Başlangıçta arkadaşlarına da bu ilmi öğretmişti. Bu konuda bazı eserler tasnif etmiş ve birkaçı bize kadar gelmiştir. Ancak bid’at ehli ve sapık kişiler, bu kitapların çoğunu mahvetmiş ve yok ekmiştir. Onun bize kadar ulaşan kitapları; Kitabu’l-âlim ve’l-müteallim ve Kitabu’l-fıkhı’l-ekber’dir. Kendisi, Kitabu’l-âlim ve’l-müteallim’de bu ilmi öğrenmede bir beis olmadığını belirtmiş ve şöyle demiştir:

— Müteallim (öğrenci): Bu konulara kesinlikle girmeyiniz, diyen insanlar gördüm; şüphesiz peygamberin (sas) ashabı (r. anhum) bu gibi konulara girmediler; onların vüsatinde olan senin vüsatinde mi? dedi.

Âlim (hoca) şöyle cevap verdi: Onlara evet, de. Ben onların yerinde olsaydım, onların gücü yettiğine benim de gücüm yeterdi. Onların yanında olan benim yanımda yoktur. Biz, bize dil uzatan ve kanımızı helal sayan kişi ile imtihan edildik; bizden hata ve isabet edeni bilmeye gücümüz yok. Hz. Peygamberin sahabisinin durumu, şu topluluk gibidir ki onların yanında onlarla mukatele edip silah çekecek kimse yoktur. Halbuki biz, bizimle savaşacak kişi ile imtihan ediliyoruz; öyle ise silah gerekir.

Bu diyarımızda, çoğunlukla fukaha ve imamlarımız, insanları, bu ilmi açıktan öğrenme, öğretme ve bu konuda tartışmadan menettiler… Biz Ebû Hanife’ye tabiyiz; o, usul ve furu’da bizim imamımız, örneğimizdir. Şüphesiz o, bu ilmin öğrenilmesi, öğretilmesi ve üzerinde eser yazılmasına cevaz vermiştir… Hakikat böyle olunca, İlm-i Kelam’ın öğrenilmesi mubahtır; belki de farz-ı kifaye olur. Bu ilmi öğrenmek isteyenin, herhangi birinden değil, Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’tan, bu ilme ehil olduğu bilinen ve bu konuda din önderlerinden sayılan bir kişiden öğrenmesi gerekir.

el-Pezdevî, Ebû Yusr 1963. Usûlu’d-din, tah. Dr. Hanz Peter Linss, Kahire, s. 1–5. 
Çeviren: Osman Karadeniz