6. İman-Küfür Hakkında: Sümâme b. Eşras

Sümâme b. Eşras (ö. 213/828), Bağdat ekolünün önde gelen şahsiyetlerindendir. Halife Memûn üzerindeki etkisine rağmen onun vezirlik tekliflerini reddetmiştir. Pek çok Mutezilî alimin saraya yakınlaşmasını sağlamıştır. Basralı olan Sümâme muhtemelen Harun er-Reşîd zamanında Bağdat’a gelmiş onun ve sonrasında halife Memun’un nezdinde de önemli bir yer edinmiştir. Hicrî 213’te ölmüştür. Mutezile’nin yedinci tabakasında yer aldığı kaydedilir. Sümâme, ilim ve edebiyatta ileri gitmiş ve bu özellikleri sebebiyle halifelerin ve devlet adamlarının yanında iyi bir yer edinmişti. Bu durum Mutezile mezhebinin gelişiminde etkili olmuştur. Onun dil ve edebiyat sahasındaki kabiliyet ve uslubu Câhız gibi Mutezilî âlimleri etkilemiştir. Sümâme’nin görüşlerini Hayyât’ın Kitâbu’l-İntisâr’ında, Mutezile mezhebinden ayrılıp onlar hakkında eleştirilerde bulunan İbn Râvendî’nin görüşlerine reddiye sadedinde bulabilmekteyiz. Kâdı Abdülcebbar’ın el-Münye ve’l-Emel’inde de onunla ilgili bir anekdota rastlamaktayız. Alıntılanan pasajlarda mezhep tarafgirliğiyle muhaliflerin görüşlerinin nasıl yanlış yansıtılabildiğinin örneklerini görmemiz mümkündür.

Sonra yalancı Mâcin (İbn Râvendî) “Sümâme şöyle iddia etmiştir” dedi: Yahudilerin, Hıristiyanların, Mecûsîlerin, zındıkların, dehrîlerin/ateistlerin çoğu Müslümanların kadınları, avam tabakası müminlerin bütün çocukları, oğulları kıyamet gününde bunların hepsi toprak olacaklar. Dolayısıyla ne Yahudiler, Hıristiyanlar ve bize göre diğer kâfirler ne de Müslümanların avam tabakası ve ergenliğe erişmemiş çocukları kıyamette cennete girecektir. Bu, Sümâme hakkında uydurulmuş bir yalandan ibarettir. Sümâme’ye göre bütün Hıristiyanlar, Yahudiler ve kâfirler cehennemdedir: “orada ebedî kalırlar” (Kur’ân 4:12). Ancak ona göre kâfirler (Allah tarafından) kendilerine neyin emredildiği ya da yasaklandığını bilenler ve kasden Allah’ı inkâr eden O’na isyan edenlerdir. İşte kimin durumu böyleyse kâfir odur. Ancak ona göre Allah’a kasden isyan etmeyen kişi kâfir değildir. Durum böyleyken kitap sahibinin bu iddia ettiği şeyleri Sümâme nasıl söylemiş olsun! Fakat onun iddia ettiği şudur: Bu isimler ancak bu görüşü bildikten sonra benimseyenlere verilir yoksa bilgisi olmadığı halde bunları benimseyenlerin aleyhine bir delil söz konusu olmadığı gibi bunlar Yahudi, Hıristiyan veya kâfir olarak isimlendirilmezler.

el-Hayyât 1957. Kitâbu’l-İntisâr, Beyrut, s. 66. 
Çeviren: Mehmet İlhan