7. Miras Taksimi Yapan Hâkimin Ücreti: el-Müzenî

Tam adı Ebû İbrâhîm İsmâîl b. Yahyâ b. İsmâîl el-Müzenî el-Mısrî (ö. 264/878)’dir. İmam Şâfiî’nin önde gelen öğrencilerindendir. Müzenî, Şâfiî’nin öğrencisi ve görüşlerini savunsa da kendine has görüş ve içtihatları bulunmakta olup mezhepten bağımsız olarak müçtehit seviyesinde kabul edilmektedir. Taklit karşıtı görüşleriyle de bilinen müellifin bu konuda Fesâdü’t-taklit isimli eser kaleme almıştır. Müellifin fıkıh alanında kaleme aldığı en önemli eseri de el-Muhtasar (el-İhtisar)’dır. Bu eser Şâfiî fıkhının temel metinlerinden kabul edilmekte olup medreselerde ders kitabı olarak okutulmuş ve üzerine çok sayıda şerh ve hâşiye kaleme alınmıştır. Bu esere yapılan çok sayıda şerhten en önemlisi de Şâfiî fakihi el-Mâverdî’nin kaleme aldığı el-Hâvî’lkebîr isimli eserdir.

İmam Şâfiî şöyle dedi: Kassamın (miras taksimini yapan hâkim) ücretinin beytü’l-maldan verilmesi gerekir. Çünkü onlar hâkimdirler. Eğer onların ücretleri verilmemiş olursa terekenin paylaştırılmasını isteyen iki tarafın veya bir tarafın bu paylaşımını yapmaktan imtina eder. Az olsun çok olsun taksimi talep eden kişi kassamı ücret mukabilinde tutabilir. Eğer her bir mirasçı, hissesinden belirli bir oranı da ücret olarak belirlerse bu caizdir…

Kâsımın (veya kassamın) aralarında taksim edilecek kimseleri, paylaşacakları hakların meblağını sayması gerekir. Aralarında altıda bir, üçte bir ve yarım hisse alacak olanlar varsa en düşük hisse alacak olana göre mahreci belirler. Eğer altıda bir ise, altıda bir alacak olan kişiye altı üzerinden bir hisse verir. Üçte bir hisse alacak olan kimseye altı üzerinden iki hisse, yarım hisse alacak olan kişiye de altı üzerinden üç pay verir. Daha sonra ise taksim edilecek evi altı kısma ayırır. Daha sonra pay sahiplerini küçük bir kâğıt parçasına yazar. Daha sonra onları çamurdan yapılan kura sahiplerinin isimlerinin yazıldığı bir şeyin içine koyar. Daha sonra onları dolaştırır kimin hizasına gelirse onu çukura atar. Kendisine isabet etmeyen ve adı yazılı olmayan devam eder. Öncelikle iki pay olarak isimlendirir, sonra ikinciyi sonra üçüncüyü. Daha sonra ilkine der ki bunlardan bir tane çıkart, o kişi de bunu çıkartır ve onu atarsa, ismi çıkan kimse o ilk paylaştırılan kısmı alır. Eğer o altıda birin sahibiyse o onundur. Diğerlerine burada bir şey verilmez. Eğer üçte birlik hissenin sahibiyse bu pay onundur ve devamında gelecek pay da onundur. Eğer yarım hisse alacak kimse çıkarsa bu pay onundur. Ve bundan sonra gelecek sıradaki iki pay da onundur. Daha sonra denir ki: Bundan sonra gelen hisse için çıkart. Eğer hangi hissenin ismi çıkarsa o hisse (pay) onundur. Bu hisseler paylaştırılana kadar böyle devam eder. Eğer taksimde red varsa bu durum her bir kimsenin payının yerini, ne gerektiğini ne düştüğünü bilmesine kadar caiz olmaz… Bazı taksim sahiplerinden burada hata edildiğini iddia ederse, onlardan beyyine getirmeleri istenir. Eğer o da getirirse tereke yeniden taksim edilir. Bazı taksim edilecek şeyler hak sahipliğine geçerse veya ölen kişiye borç terettüp ederse bu durumda bazıları satılır. Taksim iptal edilir. Borç ve vasiyet durumunda onlara şöyle denilir: Eğer isteyerek borç ve vasiyet sahiplerine veriyorsanız veriniz… Bir sınıf mal başka bir sınıf mal ile birlikte taksime tabi tutulmaz. Üzüm hurmayla birlikte taksim edilmez. Aynı şekilde arazisi sulak olan bir yer ile arazisi susuz olan bir yer birlikte taksim edilmez…

el-Müzenî 1990/1410. Muhtasarü’l-müzenî, Beyrut, Dârü’l-Ma’rife, s. 409, 410.  
Çeviren: Abdurrahman Yazıcı - Reşadet Ahmadov