C. CEBİR, GEOMETRİ VE ARİTMETİK

Batı’da modern cebrin tarihi, doğal bir şekilde İslam cebriyle, bilhassa bu bilimin adını (algebra) Batı yazınına kazandıran ve “cebrin babası” sayılan el-Harizmi ile birlikte başlar. Cebir, Ortaçağ ve hatta erken Modern Batı kültürüne yabancı olan bir bilimdi; öyle ki 17. yüzyıl Fransa’sında yeni yeni gelişiyor, 18. yüzyıl İngiltere’sinde bile yeterince tanınmıyordu. René Descartes bu gerçeği şöyle ifade ediyordu: “Şimdilerde, Eskiçağ [filozoflarının] geometrik şekiller bakımından elde ettiği şeyi, sayılar bakımından belirlemeye çalışan ’cebir’ adlı bir tür aritmetik gelişmektedir.” Önce Cremonalı Gherardo (1114–1187) tarafından Latinceye tercüme edilen, ardından 13. yüzyılda Leonardo Fibonacci (1170–1250) veya kısaca Pisalı Leonardo tarafından Avrupa’ya tanıtılan cebir, Avrupalı filozoflar tarafından geliştirilinceye kadar uzun bir süre İslami bilim olarak tanınmıştır. İslam matematikçileri, geometriden ziyade cebir ve trigonometri gibi matematik bilimlere daha ilgili olmuşlardır. Bununla birlikte onların özellikle Euclides’in “beşinci paralel postülası”nın ispatı ve incelenmesi konusunda gösterdikleri başarı, Avrupa’da 19. yüzyılda ortaya çıkacak Öklid-dışı geometrilere öncülük yapmıştır. İbnü’l-Heysem’in geometrik problemlerin ispatında hareket kavramına başvurması, Ömer Hayyam tarafından eleştirilmişti; Avrupa’da ortaya çıkan aynı yaklaşım 19. yüzyılda Hermann Von Helmholtz (1821–1894) tarafından eleştirilmişse de modern geometrinin gelişimi bu doğrultuda olmuştur.