I. KADINLARIN PEYGAMBERLİĞİ: İBN HAZM

İbn Hazm, 384/994 senesinde doğup 456/1064’de vefat eden Endülüslü meşhur ilim adamıdır. Dinler ve Mezhepler Tarihine dair el-Fasl fi’l-Mile’l-ve’n-Nihal’i, Zâhirî fıkhının en önemli eserlerinden el-Muhallâ’sı, aşkı konu edinen edebi eseri Güvercin Gerdanlığı (Tavku’l-Hamâme) başta olmak üzere çeşitli sahalarda çok sayıda eseri bulunan, sözünü esirgemeyen bir ilim adamı olarak bilinir. Zâhirî mezhebinin önde gelen temsilcilerinden kabul edilir. Bu mezhebin önde gelen özelliklerinden biri, kelimelerin lafzi anlamına ön plana çıkarmaktır, denilebilir. İbn Hazm’ın dikkat çekici düşüncelerinden birisi, aşağıdaki parçada görüldüğü üzere İslam’da kadınların peygamber olup olmadıkları hakkındaki görüşüdür.

Bazıları kadınlardan peygamber gelmediği, bazıları ise onlardan da peygamberler seçildiği görüşündedirler. Kadınlardan peygamber gelmediğini savunanlar, “Senden önce kendilerine vahyedip gönderdiğimiz nebiler de insanlardan idi. Eğer bu konuda bilginiz yoksa bilen insanlara, Kitap Ehlinin bilginlerine sorun” ayetine dayanırlar. Ancak bu konuda onlarla tartışmaya gerek yok, çünkü ayette nübüvvetten değil risaletten bahsedilmektedir. Biz ise risalet değil nübüvvet hakkında tartışıyoruz ve her nebi resul değildir…

Öyleyse nübüvvetin kelime anlamına bakmamız gerekir. Bu kelime bildirmek/ilam anlamına gelen inbâ’/haber vermek kökünden gelmektedir. Allah’ın kendisine sıhhati kesin bir şekilde olacakları önceden haber verdiği veya başkalarına ulaştırmak üzere emirlerini bildirdiği kişi nübüvvet ismini hak etmiş olur. Önceden bulunan fakat Resûlullah’ın gönderilmesiyle tamamen geçersiz hale gelen kehanet ve astroloji gibi şeylerin nübüvvetle bir alakası yoktur. Zira kehanet şeytan tarafındandır. Yıldızlara bakıp hüküm vermek deneyimlere dayanır ve ilmini bilen herkes bu bilgilere ulaşır, ancak nübüvvetin bildirmesi böyle değildir.

Zira nübüvvet, ancak meleğin haber vermesi ve sadık vahiyle olur ve peygamber haricinde bir kimsenin bunun benzeri bir bilgiye ulaşmasının hiçbir yolu yoktur. Nübüvvet peygambere Allah’ın peygambere tahsille elde edemeyeceği bilgileri vermesidir, işin aslı budur.

Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de meleklerin olayları henüz gerçekleşmeden haber verdiğini bildirir. Benzer bir durum Hz. Meryem’in, Hz. İshak’ın annesin ve Hz. Musâ’nın annesinin durumları da böyledir. Allah Hz. Musa’nın annesinin oğlunu kayığa bırakmasıyla ilgili halini haber verir. Aklen şunu biliriz ki şayet o kendisine gelen vahyin sıhhati ve bunun Allah tarafından geldiği hakkında yakînî bilgiye sahip olmasaydı onu kayığa bırakması saçmalık ve delilik olurdu. Böylece kadınlar hakkında nübüvvetin geçerli olduğu ortaya çıkmış olur.

İbn Hazm, el-Usûl ve’l-Fürû’, Beyrut 1984, s. 113. 
Çeviren: Mehmet İlhan