IV - SİYASİ VE DİNÎ TARTIŞMALAR

Hilafet tartışmasından başka dinî ve siyasi tartışmaları genişleten başka etkenler de söz konusudur. Müslüman fetihleriyle birlikte İslam dünyasını etkisi altına alan dış kültür ve dinî eğilimler, zamanla Müslümanlar arasında, dinî alanda bazı şüpheleri de gündeme getirerek farklı yorumlara sebep olmuştur. Özellikle kader inancını siyasi malzeme olarak kullanan bazı Emevi idarecilerinin cebri anlayışlarına ilk reaksiyon Suriye’de Hristiyan kültürü atmosferinde yetişmiş Müslümanlardan geldi. Şüphesiz Suriye’de yayılan kader tartışmaları, Şam’daki hükümdarların hoşuna gitmedi. Bu idareciler, zaman zaman isyana kadar zorlanan hür irade taraftarlarına, kendi siyasetleri aleyhine tehlike oluşturdukları için düşmanca davrandılar. Onlara göre başlarına gelen musibet ve haksızlıklar, ilahi kader sonucu idi; dolayısıyla kendilerine yapılacak her türlü başkaldırılar, tabii olarak Allah’a karşı yapılmış sayılacaktı.

Öte yandan bazı oryantalistlere göre, eski Müslüman müderrisler, Hristiyan ilahiyatçılarla olan ilişkileri sonucu bu cebri anlayıştan şüpheye düşmüşlerdi. Zira o tarihlerde Doğu kilisesi için de bu mesele önemli bir problem teşkil ediyordu. Emeviler döneminde, Müslüman bilginlerin merkezi olan Şam, aynı zamanda kader tartışmalarının da odağı durumunda idi ve ilk olarak problem buradan hızla etrafa yayılmaya başlamış oldu. Abdullah b. Ömer’in, orada, ilahi takdirden şüphe eden bir dostu olduğu nakledilir. Yine bu bölgeye saldıranların, orada ilahi takdiri inkâr edenlerle karşılaştıkları nakledilir. Bu tarihi süreç içinde Ma’bed el-Cüheni’nin, bir kaderî olarak Basra’da ikamet etmesine rağmen Şam’da (ö. 80/699) idam edilişi; öte yandan Kur’ân’ın mahluk olduğunu söyleyen Ca’d b. Dirhem’in katli (ö. 125/742); aynı yıl Gaylan ed-Dımeşki ve diğer bazı kaderîlerin öldürülüşü ve sürgün edilişi hep bu dönemde gerçekleşmiştir. Bundan sonra da Cehm b. Saffan (ö. 128/795) Horasan’da mülhid diye idam edilmişti. Bu olaylarda görünürdeki gerekçe, bazı idarecilerce, siyasi otorite ve düzene karşı gelmek şeklinde ifade edildi. Bütün bunlar bir yana, Şehristânî’ye göre, bazı Emeviler kaderîleri korumuşlardır. Nitekim III. Yezid ile II. Mervan’ın kaderî görüşte oldukları rivayet edilir.